Bu üç tanım sadece davranışları ve düşünceleri değil kişiliği de tanımlar. Yani karşı cinsten hoşlanmakla birlikte hiç cinsel ilişkiye girmemiş bir insan Heteroseksüel olarak tanımlanabilir. Bu ayırımın tercih ettiğiniz ilişkinin şekliyle alakası yoktur. İster zevki ten temasından isterseniz öpüşmekten ya da elini tutmaktan, ister anal ilişkiden hoşlanıp aktif yada pasif durumda olun hiç fark etmez, eğer bir erkek cinsel ilişki için başka bir erkeği tercih ediyorsa, eşcinsel sayılır. Düşünce ve duyguları kadınlara yönelik olan bir erkek için istisnai bir durumda bir erkekle ilişkiye girerse Biseksüel yada eşcinsel olarak tanımlayabiliriz. Ama düşünce ve duyguları, aşkları erkeklere yönelik bir erkek ara sıra kadınlarla ilişkiye girse evli bile olsa eşcinsel olarak tanımlanabilir (Ya da tanımlanmayabilir). Günümüzde ve geçmişte insanlar bu tür ayırımları doğal olarak algılamıyordu çünkü duyguların ve cinsel atakların bir sapkınlık veya doyumsuzluk olarak görüyor toplumdan dışlıyordu. Zaten insanlar arasında ayırım yapmaya kalkarsak bu ayırımı birçok başlık altında yapabiliriz. Ten renginden, boyunun uzunluğundan yada kısa oluşundan, zayıflığından yada şişmanlığından hatta burun yapısından bile insanları sınıflandırabiliriz. Bu ayırımlara verilen önem toplum yapısına ve yapıdan kaynaklanan ahlak anlayışıyla eşdeğerdir.
Cinsel yönelimlerin sınıflandırılması Heteroseksüel ilişki biçimini mutlak sayan heteroseksist toplum düzeninin bir sonucu dur. Oysaki insan doğası bu tip mutlak ayrımlara gelmez. Hiçbir insanı kesin olarak eşcinsel, Heteroseksüel yada Biseksüel olarak tanımlayamayız. Tanımlasak bile gerçekteki durumunla bağdaşmayacaktır. Olsa olsa heteroseksizmin baskın olduğu ataerkil yapıya sahip düzenin varoluşunu sürdürmesine ve insanoğlunun doğasından uzak kalışının sürekliliğine katkı sağlamış oluruz.
Cinsel ihtiyaç ne iyidir ne de kötü sadece doğaldır. Bunu bir şekilde karşılamaya çalışmak da doğaldır ve herkesin hakkıdır. Ahlakın ve terbiyenin seçtiğimiz insanın cinsiyeti yada sevişme şekli değil, cinselliğimizi sorumlu ve karşılıklı saygıya dayandırarak yaşamak olabilir. Herşey den önce sorunsuz bir cinsel hayat için önce kendi kimliğinizi ne olursa olsun tanımanız ve hayatınızın yönünü bu doğrultuda yönlendirmeniz şart çünkü aklınızdan geçen bu duygular bir düşünce değil bir doğallıktır. İster Biseksüel olun isterseniz Heteroseksüel yada Homoseksüel hiç farketmez hayatınızın olgunluğa geçiş döneminde cinsel kimlik ve partner arayışı yaşayacak kendinizi içinizden gelen duygular neticesinde yönlendireceksiniz. Yapmış olduğumuz araştırmalarda bu kimlik arama döneminde bir kısım Heteroseksüelin karşı cinse olan aşırı arzularını bir sapkınlık olarak tanımlamış ve normal düzenli bir cinsel yaşam istemişlerdir. Halbuki bu istekleri özellikle olgunluğa geçiş döneminde gayet normaldir. Sadece bu tür duygular tercihin ne olursa olsun gizli yaşandığı için hareketlerini ve düşüncelerini kendine özel görüp bir tür aşırı istek yada doyumsuzluk yaşadığını zannedip bir süre durgunluk döneminden sonra cinsel kimlik arayışında kendi yerini bulmaya çalışmışdır.
Biseksüeller ise kimliklerini daha zor kabul ettiklerini hatta bir çoğunun Biseksüel bir yaşam sürmesine rağmen yinede kendilerini bu sınıfa koymadıklarını gördük. Hatta bir kısmı ise kendinden de utanıp içlerine kapandıkları ve homofobi oluşturduklarını içlerinde ne kadar arzu ve istek uyansada bu duyguyu bastırdıklarını belirtiyorlar. Bu baskının bedelini ağır ödediklerini, toplum içine ve arkadaş gruplarına giremediklerini girseler bile uyum sağlayamadıklarını belirtip bu durumdan kimliklerini tam anlamıyla kabul ettiklerinde kurtulduklarını söylüyorlar.
Homoseksüeller eşcinselliğinin farkına vardığı ilk zamanlarda içlerinde bir savaş yaşadıklarını karşı cinse bir istek duymadıklarını ama kendini karşı cinse olan arzularını değiştirmek için zorladıklarını neticede ise bu denemenin başarısızlıkla sonuçlandırmış kendilerini olduğu gibi kabul edip cinsel yaşamını bu şartlar altında sürdürmüşlerdir. Homoseksüeller, Heteroseksüel yada Biseksüel bir yaşamdan sonra bu yaşamı seçmedikleri yani sonradan eşcinsel olmadıklarını belirtiyorlar.

BİSEKSÜELLİK
Hermaphroditos, tanrıların mesajlarını ulaştırma yetkisine sahip olan Hermes ile aşk tanrıçası Aphrodite’in oğludur. Adını anne ve babasından alan Hermaphroditos, yakışıklılığı ve mükemmel fiziği ile ün salmış genç bir adamdır. Çıktığı bir seyahat sırasında yolu şimdiki Bodrum’un Bardakçı koyuna düşer. Berrak küçük bir akarsuyun kıyısında dinlenirken, o sularda yaşayan su perisi Salmakis tarafından fark edilir. Hermaphroditos’a görür görmez vurulan Salmakis yakışıklı gence aşkını sunar, ancak reddedilir. Bunu gururuna yediremeyen, güzel Salmakis, ikisinin bedeninin bir daha birbirlerinden hiç ayrılmamaları için bütün tanrılara yalvarışta bulunur. Tanrılarda Salmakis’in bu dileğini kabul ederler. Hermaphroditos ile güzel Salmakis’in vücutlarını birleştirirler. Böylece ortaya, Hermaphroditos’un kusursuz erkek güzelliğine, Salmakis’in kadınsı ruhunun eklendiği çift cinsiyetli bir beden çıkar. Bu mitolojik efsane giderek unutulmaya yüz tutsa da, “Hermaphroditos” sözcüğü çift cinsiyetlilik anlamını kazanmış ve 17. yüzyılda sözlüklere girmiştir. Artık Hermaphroditos mitolojik bir şahsiyetin adı değil, bu günkü kullanım şekli ile Biseksüel vakaların adlandırılmasıdır.
Toplumda Biseksüellik pek fazla telafuz edilmeyen, edildiğinde ise Homoseksüellikten daha fazla tepki toplayan iki cins arası Bir Şey, Son yapılan araştırmalara göre eşcinselliğin genlere dayalı olduğu kanıtlanmış ve bununla birlikte bir çok ülkede eşcinsel evliliklere izin verilmiştir. Ama kimlikleri incelediğimizde Biseksüel yaşam süren kişileri bir tarafa koyamadığımızı gördük yani şunu demek istiyorum ki bazı insanlar % 100 Heteroseksüel bazılarıysa % 100 Homoseksüeldir. Yani ya o’sundur yada bu, peki bu durumda Biseksüeller hangi taraftan oluyorlar, kendilerini hetero yada homoseksüel olarak tanımlayamayan her iki cinse de istek duyan bu insanlar bir duygusal boşlukta toplumla psikolojisi arasına sıkışmış kendinin ne olduğunu anlamaya hatta bulmaya çalışan bu grubun hissetiği duygusal düşünceler ve aşklar bir gerçeğimi yoksa bir doyumsuzluğumu gösteriyor.
Yıllarca karşı cinsle ilişki kurup daha sonra hemcinsine ilgi duyanlar var. Aynı şekilde kendini uzun süre eşcinsel olarak tanımlayıp daha sonra karşı cinsede istek duyduğunu farkedip evlenip çoluk çocuğa karışanlarda oluyor ama bu isteklerinde ne kadar samimiyet söz konusu tartışılabilir ya da belli bir düzen izlemeden kadın ve erkeklerlede birlikte olanlar var.
Biseksüellik te Cinsel Tercih konusuna ağırlık vermek gerekiyor. Çünkü burada gerçekten bir tercih söz konusu, her iki cinsle ilişkiye girebildiğine göre cinsel yetersizliklerden bahsetmek mümkün değil, peki cevap nerede kişinin kendisinde mi yoksa genlerinden gelen bir sinyaldemi ! Cinsel ayırım yapmadıkları için sürekli kendini diken üzerinde hisseden Biseksüeller kendilerini şu şekilde anlatabiliyorlar ancak, Her iki cinse karşı arzu ve istek yaşıyoruz ama belli bir yere kadar duygularımızı bastırmak zorunda kalıyoruz bunun doğru olmadığını bizlerde biliyoruz ama Heteroseksit bir toplumda yaşadığımızın farkında olaraktan buna mecbur kalıyoruz, içimizden gelen bu isteği kontrol edebilmek imkansız ya aseksüel bir yaşam sürücez yada kendimizi toplumun karşısına alıp yaşamımızı devam ettirecez”. Biseksüeller günübirlik ilişki istediklerinde kendilerine partner olarak Hemcinslerini seçtiklerini duygusal ve biraz daha uzun bir beraberlik istediklerinde ise karşı cinse yöneldiklerini bu durumdanda hoşnut olduklarını söylüyorlar.
Biseksüellerin bir çoğu hayata Heteroseksüel olarak başlamış eşcinsel kimliklerini sonradan farketmiş kişiler oluşturuyor. Biseksüel ilişkilerde kadınların erkeklerden farklı bir tutum sergilediği görülüyor. Erkekler başka erkeklerle seksi rahatlıkla yaşayıp iş aşık olmaya gelince çekimser ve tutuk bir tavır sergiliyor. Kadınlar ise aşkı rahatlıkla yaşayıp seks aşamasına gelmekte zorlanıyorlar. Her iki tarafında seksi algılayışları farklı fakat cinsiyet ayırımı konusunda kadınlarında erkeklerinde bakış açısı aynı, Kadınlarda erkeklerde kadınlarla yaşanan seksin daha entim, erkeklerle yaşanan seksin ise daha fiziksel olduğunu söylüyorlar. İki cinsinde sunduğu şeyler farklı olduğundan Biseksüel ler yeri ve zamanı geldiğinde tercihlerini ona göre yapıyorlar. Duygusal ve yumuşak bir ilişki istediklerinde kadınlara, fiziğe dayalı ve birazda sert bir yatak macerası istediklerinde ise erkeklere yöneliyorlar. Zaman içinde kadınların ve erkeklerin hangi yönden çekici olduklarını keşfedip, erotik ve duygusal yönden iki cinsten de zevk alma potansiyeline sahip, fakat toplumda oturmuş Heteroseksüel bakış açısı, yerleşik aile bilinci çoğu insanı bu potansiyellerini kullanmaktan, kendi cinsleriyle ilişkiye girmekten alıkoyuyor. Birçoğu yetiştirilme tarzından bu potansiyeli bastırmayı öğreniyor. Bastırılmış bu potansiyel karşı duyulan ilginin üzerine ekleniyor. Biseksüel ler bu çoğunluğun aksine içlerindeki bu potansiyeli kullanıyorlar ve iki cinsten duydukları ihtiyacı ayrı ayrı alıyorlar.
Biseksüel insanların bir çoğu kendini Biseksüel olarak görmemekle birlikte kendilerini Homoseksüel olma yolunda ilerleyen bir Heteroseksüel olarak algıladıklarını ve erkek biseksüel lerin kendilerini tanıtırken aktif ve Heteroseksüel olduklarını vurgulayarak belirtiyorlar. Bir kısmı ise toplumda edinmiş oldukları mevkiyi kaybetmek korkusundan hemcinslerine duydukları ilgiyi sır gibi saklıyorlar Bu arzu içlerinde büyüse bile fiili bir ilişkiye girmeyebiliyorlar. Sonuçta her cins az da olsa içinde karşı cinsin hormonlarını taşıyor, zaman zaman bu hormonlar baskın çıkıp insanı kendi cinsine yöneltebiliyor. İçindeki bu biyolojik duyguları yaşayan dış dünyadaki insan bir belirsizlik içinde kendini kabullenmeye daha sonra da topluma kabullendirmeye çalışıyor. Bu savaştan galip mi yoksa mağlup mü çıkar bilinmez ama bir gerçek var ki kendini kabullenene kadar kendi iç dünyasında sıkıntılı, düşünceli, yalnız bir yaşam söz konusu…
Çoğu Biseksüel cinsel seçimlerinde akıllarının karıştığını itiraf ediyorlar. Cinsel tercihler içinde Biseksüel lik tanımı ve analizi yapılması açısından en çok zorlanan seçenek. Bunun yanı sıra eşcinselliğin toplumda kabul gördüğü şu zamanlarda Biseksüel lere karşı tutulan tutum daha sert. Eşcinsellik açısından tıbbi olarak bir zorunluluk olarak algılanmaya ve hoş görülmeye başlanıyorken Biseksüel lik ne istediğini bilmeyen seks düşkünü azgın sapıkların tarzı olarak algılanıp tepki görüyor. Biseksüel likteki diğer bir ilginç yaklaşım ise Partner ların ilişkide oldukları kişiyi kendi cinslerindeki insanlardan kıskanıyorlar. Örneğin bir kadın kadın sevgilisinin bir erkekle flörtüne bir dereceye kadar göz yumarken aynı flört bir kadın arasında yaşanırsa çılgına dönebiliyorlar. Bunların yanında karşı cinse ilgi duydukları halde hemcinsleriyle ilişkiye giren Biseksüel lerin özellikle üzerinde durdukları nokta hemcinsleriyle yaşadıkları ilişkiden büyük tatmin duyduklarını çünkü bunun insanın kendisiyle sevişmesi gibi bir duygu olduğunu söylüyor. Eşcinsel ilişiler, partner lar kendi vücutlarını tanıdıkları için karşısındaki insan da nerede ne zaman ve ne şekilde dokunması gerektiğini iyi biliyor bu yüzden seksi daha farklı ve içten yaşadıklarını söylüyorlar.
Sonuç olarak kimliklerini belli bir yere kadar kabul eden Biseksüeller hemcinsleriyle yaşadıkları ilişkileri görmemezlikten gelebiliyorve hatta Kendilerini rahatlıkla Heteroseksüel olarak tanımlayabiliyor Buna karşın hemcinslerini eşcinsel olarak görüp kendilerini teselli ediyorlar. Bu davranışın anlamı henüz kimliğini bulamamış ve kendini dipsiz bir kuyuda ne istediğini bilmeyen bir kişi olarak gören Biseksüel bir tavırdır. Biseksüellikte aktiflik ve pasiflik ayırımı yoktur yani hemcinsiyle ilişkiye girip sonrada ben aktifim demesi komik bir durum ortaya çıkarıyor. Aktif de olsan pasifde karşı cinsten hoşlanıyorsan ve aşık olabiliyorsan hemde hemcinsine karşı bir ilgi duyuyorsan ve onunla cinselliğini yaşıyorsan sonuç bir kapıya çıkıyor BİSEKSÜELLİK.
Eğer kendini heteroseksüel olarak görmediğin için üzülüyorsan kendini suçlu Toplumdan dışlanmış hissediyorsan yanılıyorsun Çünkü senin Biseksüelliğini toplum dışı gören bir takım insanların Özellikle kırsal alanlarda yaşayanların bir çoğu Zoofili bir yaşam sürüyorlar. Yani cinsel ihtiyaçlarını hayvanlardan karşılayabiliyorlar ve bunu da doğal bir şeymiş gibi anlatabiliyorlar. Hiç olmazsa sen seçme şansı olan ve düşünen bir canlıyı yani insanı seçiyorsun tek farkın bu seçimine ara sıra hemcinsinide katman kendini bu durumla karşılaştırdığında ne demek istediğimi anlayacaksın.
Bunda çekinilecek bir şey yok tabiki, dediğim gibi cinsel tercihler bir seçim yada doyumsuzluk değil tamamen doğal olması, kimliğini ne kadar çabuk oturtursan seni daha renkli ve rahat bir cinsel yaşam seni bekliyor olacak, tabiki partnerına duydugun saygı ve terbiye bunu pekiştirecek, bu yazımda kesinlikle Biseksüelleri yargılamıyorum sadece Biseksüelliği daha iyi tanımalarına yardımcı oluyorum çünkü Cinsel kimliklerin son aşaması Kabullenmek’tir yani er yada geç kendini tanıycan ve bu kimliği kabul edicen. Konuşacak ve dertlerini paylaşacak kimseyi bulamazsan yanında bir psikoloğa dertlerini anlatabilirsin unutmaki psikologlar tedavi etmez sadece destek verirler

Lucas Erado
E-Legato 2005