Aslında yeşili farklı gördümü söyleyebilirim sanırım. Yanlış anlamayın renk körlüğü gibisinden değil… Daha çok yoldan geçen bir sokak hayvanına selam vermek gibi. yine mi olmadı? Peki büyük resmin ayrıntılarına bakmak desem?
aslında olduğum şeyi kabul etmeyerek çok büyük sıkıntılar yaşamışım ve bunları şimdi fark ediyorum. Yıllarca anaroksia ve blumia gibi hastalıklarla uğraştım ki bunun başlıca sebebi kendimi sevmememdi.
Kim olduğumu kabul ettiğimden beri mutluyum. Kim olduğumu kabul ettiğimden beri sakinim, olaylara daha olumlu yaklaşıyorum. Biz LGBTİ bireyler bence dünyayı daha güzel görebilme yetisine sahibiz. Bakış açımızı geniş tutuyoruz. Çoğu dinde günahkar deniyor LGBTİ olmaya. Biz bu görüşten uzağız. Yanlış anlamayın elbette ki hepimizin inançları var hatta eminim ki dindar olanlarımız vardır fakat bir şekilde, bir yerlerden bakış açımızı genişletmeyi başardık. Belki de bunun nedeni özgürlük arayışı içinde olmamız… Bizler insanoğlu olarak zorda kalmadıkça ilerleyemeyiz. Demek istediğim şu, yeterince tatlı su varsa tuzlu suyu damıtmaya ihtiyaç duymayız.
Kendimi sevdiğim süre boyunca iyileştim. Dış görünüşüm ve kilom konusundaki takıntılarımı aştım. Aynaya bakmayı sever oldum. Bütün iç savaşlarım bitti. İlaç kullanmayı bıraktım. Bütün insanları sevmeyi, sinirlensem bile kırmamayı öğrendim. Herkesin kendi hikayesi olduğunu ve her hikayenin kendince önemli olduğunun tekrar farkına vardım. Peki bunlara yıllarca sahip olamamamdaki neden neydi? Dar görüşlü insanların lezbiyen olmam konusunda beni hor görmesi mi? Bunu kabul etmeseler ne değişirdi ki? Ben sevdiğim insanı sevmeye devam edecektim. Hayallerimi elimden alamayacaklardı halbuki… Tek engel bendim… Tek engel benim korkmamdı. Kelebek idim fakat kozamdan çıkmaya korkuyordum. İnsanları umursamamaya karar verdiğimde ise kanatlarımı açıp uçmayı öğrendim. Ve bu çok hoşuma gitti… Kendim olmayı seviyorum. LGBTİ olmayı seviyorum. Ve korkmuyorum. Varsın hor görsünler. Ben sevdiğim sürece gerisinin önemi yok…