Merhabalar,ben sivilceli kedi.Siz bana isterseniz Emir,Ahmet,Mehmet veya farklı bir isimle de yazabilirsiniz.Ben size sivilceli kedi olarak yazacağım.

Size ilk yazımda aktivist,sert ve keskin girişlerle başlamak istemiyorum.Biraz daha olayları net anlaşılması için kendi gözümden nasıl baktığımı aktarmak istiyorum sizlere.
Osmanlı zamanlarında,Padişahların haremlerinde “oğlanların” olduklarını çoğumuz biliriz. Harem ağalarının “kırık”,”hadım” oldukları hakkında da duyumlarımız olmuştur hatta ve hatta Muhteşem Yüzyıl dizisinde ki ‘Sümbül Ağa’ karakterinden buna daha da aşina olduk.Peki,halk bu duruma nasıl bakıyordu?
Hamamlarda “oğlan” ve “oğlancılar” vardı. Belirli bir ücret karşılığında bu erkekler ile cinsel münasebete giren müşteriler oluyordu. Taht kalktı,Cumhuriyet geldi ve bununla beraber kadınlara bazı özgürlükler geldi,politika,politika ve eşcinsellik tamamen göz önünden kaldırıldı.6 Aralık 1931’de Bursa’da doğan sanat güneşimiz ve onun Lubunya hareketleri ile insanlar eşcinselliği tekrar hatırladı.İlk başta dikkat ve tepki çekti.Bursa’nın adı birazda bu yüzden çıktı kanımca.Sonrasında 9 Haziran 1952’de Diva’mız Bülent Ersoy doğdu.Bir erkek bedeninde kadın ruhlu bir insan.14 nisan 1981’de buna Londra’da DUR! dedi.Kadınlığını dışa vurdu ve ameliyat oldu.
Madem bu kadar günümüze yaklaştık şimdiden bahsedelim biraz daha…İnsanlara dikte edilen sözde “Müslümanlık” ile,eşcinselliği dışlıyor ve ötekileştiriliyoruz.Bir Müslüman olarak birini sevmenin günah olmadığını biliyorum.Translarımız ve eşcinsellerimiz hergün sokakta öldürülüyor,taciz ediliyor,depresyona sürükleniyor.İnanıyor yada inanmıyor olmamız mühim değil,kendimiz olmamız ve görünmekten çekinmememiz gerektiğine inanıyorum.Öteki açıdan sayın Müren ve Ersoy gibi insanların gözüne sokmanında doğru olmadığına inanıyorum.Kendimiz olursak tüm sorunları sevgi ve inançla aşabiliriz.
Görüşmek üzere,kendinize inanın ve iyi bakın.

-sevgi ve saygılarımla sivilceli kedi.