Medya… Halkın gözü, kulağı bir yerde de halkın sesi oluyor. Olan bitenden, toplumumuzun çeşitli kesimlerinden, bazen herkesi bazen de hiçkimseyi ilgilendirmeyen konulardan haberdar oluyoruz sayesinde. Peki ya hiç medyayı bizim açımızdan düşündünüz mü? Hiç, medyanın bize; hayatımıza, yaşantımıza, hak ve özgürlüklerimize, amaçlarımıza, isteklerimize değindiğini gördünüz mü? Elbette! Ama ne şekilde? Medyadaki rolümüz, sadece ve sadece tüm toplumumuzun büyük çoğunluğunu oluşturan heteroseksistleri ve homofobiye sıkı sıkıya bağlanmış insanları eğlendirebilmek, çoğu zaman zaten sarfettikleri küfür bazlı sözcükleri, tekrar etmelerini sağlamak. Medyanın kendi çıkarlarını düşünerek malzeme yaptığı tüm eşcinsel içerikli konularda tek neden olduğu şey, insanların yanlış olan görüşlerine birkaç yanlış daha eklemek. Haberlerin yapımında emeği geçenler diyoruz ya, işte o kişiler kimler sizce? Sizce içlerinde eşcinsel olma olasılığı var mı? Bence bu olasılık %0. “Neden?” diyeceksiniz. Eşcinsellik basın sektöründe yok mu? Var, olmaz olur mu! Hiç de azımsanamayacak ölçüde mevcut. Yalnız, hiç sanmıyorum ki bu şahıslar tarafından, medyaya yansıtılan eşcinsel haberlerine bir katkıda bulunulmuş veya müdahale edilmiş olsun. Kimseyi eleştirme amacında değilim. Toplumun her alanında eşcinseller var elbette, ama biliniyor mu? Hayır. Saklanmak, sakınmak ve gizlemek zorundalar bu durumu. Yoksa en basitinden örnek vermek gerekirse işlerinden olurlar. Biraz daha ileri seviyede bir örnek isterseniz, beklenmedik bir yerde ve zamanda aşşağılanmaya, tartaklanmaya maruz kalabilirler ya da büyük bir nefretle katledilmeleriyle sonuçlanabilir. Bunları söyleyerek varmak istediğim yer şu, hiç kimse bu saydıklarımı göze alarak, yapılan haberlerin doğruluğunu veya yanlışlığını tartışmaya kalkmaz. Haber, yapımından sorumlu olan kişinin eşcinselliğe bakış açısına bağlı olarak gelir karşımıza. O andan sonra da geri dönüş yoktur zaten. Ulaşacağı kadar kitleye ulaşmıştır. Darmadağın, saçma sapan yargıları olan insanlara biraz daha homofobiklik aşılar genelde. Çoğu haberde de yapımcının homofobikliği ile doğru orantılı bir biçimde eşcinselleri aşşağılama ve alay söz konusudur. Zaten amaç, eşcinsellik konusunda bi haber olan toplumumuzu, bu bilinmeyen konuyu gülünecek, eğlenilecek bir şeymiş gibi göstererek izleyici kitlesi oluşturmak. Toplumumuzda da homofobik insanların, bizlere büyük nefret besleyen insanların da çoğunlukta olması sayesinde bu amaçlarına oldukça ulaştıklarını düşünüyorum.

Gazetelerdeki yazılarda, eşcinselliğe doğru bir bakış açısıyla yazılmış, insanlara bizlerin öncelikle insan olduğunu hatırlatan bir yazı okudunuz mu hiç peki? Ben bir tane altın değerinde yazı okudum! Kim mi yazmış? Can DÜNDAR. Saygıdeğer(!) milletvekili, sayın(!) Mehmet GÜL’ün sahip olduğu homofobikliği sayesinde sarfettiği “anlamsız sözler topluluğu”na cevap niteliğinde değil, haddini bildirme niteliğinde olan bu yazıyı yazan SAYIN CAN DÜNDAR’I ŞİDDETLE TEBRİK EDİYORUM. Söylenebilecek en doğru sözleri, en doğru biçimde iletmiş Sayın Dündar. Sayın(!) Mehmet GÜL’ün tarihin çeşitli dönemlerinde yaşaması halinde, tarihe altın harflerle yazılan kişilerin, nasıl hiç duyulmamış bireyler haline geleceğini; eserlerinin ve insanlığa sağladıkları değerlerin nasıl hiç varolmamış olacağını en mükemmel örneklerle, mantığı olmayan(!) insanların dahi anlayacağı şekilde anlatmış. Bir kez daha tebrik etmek istiyorum.

Ne yazıktır ki, Sayın Dündar gibi sağlıklı düşünüşlere sahip, aklı baliğ aydınlarımız, yazarlarımız, düşünürlerimiz yok denecek kadar az. Bu bir avuç değerli insanlarımız da toplumun farklı sorunlarını ele almakta daha fazla yarar görüyorlar ki sesleri hiç duyulmuyor. Belki de ben yanlış düşünüyorum! Belki onlar eşcinsellik konusuna, bu konuda yayınlanan saçma, baştan savma haberlere değiniyorlar; fakat çatısı altında bulundukları oluşumların baskısı nedeniyle topluma ulaşamıyorlardır. Bir çok görüş ileri sürülebilir. Özgürce yazabilecekleri bir ortam sağlansa, kendilerinin yorumları, düşünceleri sorulup, herşey tüm açıklığıyla yayınlanabilse sorunumuzun kalmayacağına inanıyorum.

Siyaset konusunda hiçbir bilgim ve ilgim olmadığı için, bizlerin yasalarca nasıl kabul edilip; dünyanın çoğu ülkesindeki eşcinsellerin yararlanabildiği hak ve özgürlüklerden Türkiye’de nasıl yararlanabilir konuma geleceğimizi bilemiyorum. Hatta bu konuyu düşünmek beni hem ürkütüyor hem de üzüyor. Nedenini hepimiz biliyoruz. Homofobik, eşcinselliğe sapıklık veya hastalıkmış gibi bakan bir toplumda; eşcinsellerin haklarına kavuşabilmeleri ve toplum tarafından kabul edilmeleri pek de kolay gözükmüyor. Televizyonda çıkan haberlerde de eşcinsellik değil de, genelde gülünç duruma düşürülmüş travesti ve transeksüeller ele alınıyor ve böylece eşcinselliğin sadece bu görüntülerden ibaret olduğu ifade edilip; hiçbir normal yanının olmadığı görüşüne bir kez daha geçerlilik kazandırılmış oluyor. Toplumun, Türkiye’deki gelişme ve gerilemelerden, olaylardan en fazla haberdar olduğu yol televizyon olduğuna; bu iletişim aracında da sürekli yanlış bilgiler verildiğine ve yanlış düşüncelerle çıkarmalar yapıldığına göre, toplumun bilinçlenmesi, bilgilenmesi ve doğruları farkedebilmesi mümkün mü sizce?

Amaçlarımıza ulaşmak için bize düşen görevler ne kadar belirli, nelerle sınırlı pek bilinmiyor. Ne şekilde sesimizi duyurmalıyız, tüm Türkiye’ye ne şekilde ulaşabiliriz bilemiyorum. Bir çok yol var; biz ne kadarını kullanabiliriz, ne kadar çıkar yol bulabiliriz orası da belli değil. Fakat bir kitleye ulaşabilmek, belirli yayınlar aracılığıyla olduğuna göre, medyanın bu iletişimde mutlaka kullanılıyor olması gerekiyor. Öyle sıradan, izleyici oranlarını arttırmak için yapılmış, baştan savma bir haber gibi değil; tüm toplumun sorununu tartışır gibi ciddi, gerçekler ile yaşamasını öğrenmiş, aydın kişiler ile yapılacak bir haber olmalı bu. Eğer böyle yapılmayacaksa zaten bir sonuç alınamaz. Hatta, daha da fazla önyargılar ve tabular oluşacağı kuşkusuz. Son günlerde de içinde bulunduğumuz ekonomik kaos nedeniyle, değinilecek konular arasında eşcinselliğin olabileceğini sanmıyorum.

Yapmamız gereken, medya ile iletişim içinde olmak ve Türk toplumunun düşünceleri arasında yer alan yanlış eşcinsel imajını silip, gerçekleri gösterebilecek haberlerin, tartışmaların, açıklamaların, duyuruların, bildirilerin gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Nasıl yapılacağı konusunda ise bir kişinin görüşü değil, hepimizin görüşleri değerlendirilmeli. Dünyanın hiçbir ülkesinde ne eşcinselliğin toplum tarafından kabul edilmesi ne de toplumsal zaferlerin kazanılması bir kişinin sayesinde gerçekleşmemiştir. Amaçları uğruna savaş veren, çaba gösteren insanların sayesinde kazanılmıştır herşey.

Türkiye’de, eşcinsellere karşı olumsuz toplum görüşü aşılmadıkça, hiçbir eşcinsel kabuğundan sıyrılıp haklarımızı savunmaya kalkamaz. Ailesinden, okulundaki veya iş çevresindeki insanlardan, arkadaşlarından gizlenmek zorundadır. Kimse, hem haksız yere hem de durduk yerde aşşağılanmayı, küçük düşürülmeyi, dışlanmayı, işinden olmayı istemez değil mi? Peki bizlerin haklarını kim savunacak? Avukat mı? Hayır!… Yine kendimiz savunmak zorundayız fakat bunu başarabilmemiz için de oldukça yardıma ihtiyacımız var. Ne maddi, ne de manevi yardım bu! Sadece sesimizi duyurabilmemiz için gereken fırsatlara ihtiyacımız var. Doğru kişilerle, doğru yerde ve doğru zamanda.

Desteğinizi esirgemeyeceğinizi ümit ederek, görüşlerimi sizinle paylaşmak istedim. Baskı altında, kişiliğini gizleyerek yaşamak zorunda kalan; açık verdiğinde zulume uğrayan; aşklarını hiçbir zaman heteroseksüel ilişkiler kadar özgür yaşayamayan; amaçsız insanlar tarafından katledilen eşcinseller adına sizlere sesimizi duyurmak istedim. Sizlerin de, bizlerin sesini ulaşması gereken kitleye, yani Türk Toplumu’na duyuracağınızı ümit ediyorum.

Sizce, Türkiye hangi yılda yaşıyor? 2001’de mi? Hiç sanmıyorum. Her yerde, her zaman duyduğumuz ülkelerden bahsetmek istemiyorum şimdi. Her gün yeterince haberlerini alıyoruz. Onlar 2001 yılını da çoktan aştılar. Her konuda. Eşcinsellik ise bu konulardan en ufak olanıydı onlar için. Artık Türkiye için de zamanı geldiğini düşünüyorum.

Vereceğiniz destek; sarfedeceğiniz her kelime, duyuracağınız her ses için sizlere en azından kendim adına TEŞEKKÜR EDİYORUM.

Saygılar…
25.06.2001- UnReAcHAbLe_DrEaM