BBC Türkçe’nin haberine göre Pakistan’ın bir köyünde muhafazakar ve dar gelirli bir aileye doğmuş bir kadın olarak Azra Ahmet çok başarılı. Okumuş, iyi bir mesleği var.
Fakat işleri çok da yolunda gitmiyor.
29 yaşındaki Azra Ahmet, Lubna Cemal ile eşcinsel bir ilişki sürdürüyor ve homofobi yani eşcinsel düşmanlığının yaygın kabul gördüğü bir ülkede yaşıyor.
Güvenliklerini tehlikeye atmamak için iki kadın da, bu yazıda gerçek isimleriyle anılmıyor.
Azra Ahmet çocukluğundan beri ameliyatla cinsiyet değiştirmek istemiş fakat yaşadığı yerde bunu yaptırma imkanı olmamış.
Aynı sebeplerle kız arkadaşıyla yasal olarak evlenebileceği bir ülkeye göçme yollarını da zorlayamamış.
Şu anda kendisine çok fazla ekonomik gelecek vaadetmeyen küçük bir kasabada, satış müdürü olarak, partneriyle birlikte sessiz bir yaşam sürdürüyor.
İnternet kampanyası
Azra Ahmet ile partneri Lubna Cemal’in hikayesi, pek bilinmeyen bir Pakistan insan hakları grubu, çift için internet üzerinden destek çağrısı yaptığında duyuldu.

Çağrı gerçi insan hakları gruplarının çoğunun dikkatini çekmedi ama, kampanyanın arkasındaki kişi, eski gazeteci Erşad Sulari, kimliklerini açıklamayan kişilerin kendisini arayarak “eşcinselliği teşvik etmemesi” yolunda uyardıklarını anlatıyor.
Bu tehditlerden yılmayan Sulari şu sıralarda Pakistan’da hadım edilen insanları da üyelik formunda ayrı bir toplumsal cinsiyet grubu olarak anan ilk partiyi kurmuş bulunuyor.
Partisinin şimdi lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks lgbti bireyleri de içine alarak genişlemesini hedefliyor.
‘Büyük tehlike’
İnternetten açılan yardım kampanyası Azra Ahmet ve Lubna Cemal’i önce heyecanlandırmış, umutlandırmış ama bir süre sonra ne kadar tehlikeli bir şey yaptıklarının ayrımına varmışlar.
Azra Ahmet, “Çağrıda isimlerimizin açık açık yazdığını düşündükçe hala tüylerim ürperiyor. Neyse ki adresimiz ve diğer ayrıntılar verilmemişti. Sanırım bizi bu kurtardı” diyor.
Azra Ahmet, küçük toprak sahibi, çiftçilikle geçinen bir aileden geliyor. İki erkek iki kız kardeşi var. Hepsi de evlenip çocuk sahibi olmuşlar.

Hiç biri liseden sonra okumamış. Ama Azra Ahmet köyünde liseden sonra meslek okulunu bitiren ilk kız olmuş.
Çocukluğundan beri, “kız bedenine hapsolmuş bir oğlan” gibi hissettiğini ve özgürleşmeye çalıştığını anlatıyor.
Büyüdükçe, diğer kızları cazip bulmaya başlamış ve bir dizi kadın sevgilisi olmuş.
Aşk acısı
Üniversiteye devam etme hevesinden, o sıradaki kız arkadaşı Ammara Tahir (gerçek adı değil) ailelerinden ayrı birlikte bir yaşam sürmek için dahiyane bir plan yaptığında vazgeçmiş.
“Ammara küçük bir kasabada bir bilgisayar kursuna devam etme ve özel bir yurtta kalma konusunda ailesini ikna etmişti. Halalarından biri çok yakındaki bir kasabada yaşadığı ve onu her hafta ziyaret edebileceği için, ailesi razı olmuştu” diyor.
Azra Ahmet de kendi ailesini ikna ederek aynı kursa yazılıyor. Yedi yıl birlikte yaşıyorlar. İşlere giriyor ve ailelerinden giderek daha bağımsızlaşıyorlar.
Azra, Pakistan’da tamamen erkek mesleği sayılan satış elemanlığı alanına giriyor ve başarılı oluyor.
Ne var ki, 2012 yılının sonlarında ailesi tarafından eve çağrılan Ammara Tahir bir tuzağa düşüyor ve onbeş gün içinde bir uzak akrabasıyla evlendiriliyor.
Azra, “Eşyalarını toplamaya bir takım erkek akrabaları geldi. Yıkıldım. Sürekli ağlıyordum. Geceleri uyuyamıyordum” diye anlatıyor.
“Sanırım Ammara da şoktaydı. Beni arada ve geri geleceğine söz verdi, ama gelmedi. Ona ‘yalancısın’ dedim. ‘Çaresizim’ dedi” diyor.
İki ihtimal var
Bir kaç ay sonra beden eğitimi konusunda yüksek lisans yapmaya gelen ve aynı yurtta kalan Lubna Cemal ile tanışan Azra kendini toparlamaya başlıyor.
Lubna’nın eğitimini tamamlamasına 10 ay var. Ondan sonra bütün genç Pakistanlı kadınlar gibi evine dönmesi ve ailesinin kendisi için seçtiği biriyle evlenmesi bekleniyor.
Azra şimdi iki olasılık üzerinde düşündüklerini söylüyor. “Ya eşcinsel evliliklerine izin veren bir ülkeye iltica edeceğiz, ya da ameliyatla cinsiyet değiştireceğim ve Lubna ile evleneceğiz.”
Her iki ihtimal de sorunlu.
Çiftin iltica edebilmek için insan kaçakçıları ve avukatlarla anlaşacak paraları ve bağlantıları yok.
Cinsiyet değişikliği ameliyatına gelince, Azra’ya bu konuda destek ve danışmanlık sağlayan psikiyatrist Dr. Fida Malik (gerçek ismi değil) bunun çok karmaşık bir süreç olduğunu anlatıyor.
“Bu yıllar alan bir süreç ve cerrah, endokrinolog, psikiyatrist gibi bir çok farklı uzmanlık alanından doktorun müdahalesi gerekiyor. Pakistan gibi bir ülkede ayrıca bunun sosyal olarak kabul edilmesini istiyorsanız bir de din adamının onayını almanız gerekir” diyor.
İlk denemeler
Azra Ahmet aslında 2009 yılında cinsiyet değişikliği için ilk adımları atmış.
Kendisini inceleyen heyet, ilk aşamada hormon tedavisine başlatmayı uygun bulmuş.
Dr. Malik, “Erkek olduğuna dair inancı çok kuvvetli ve dolayısıyla bir kadın olarak yaşamaktan duyduğu acı çok büyüktü. Bu nedenle sakallarının çıkmasını sağlayacak ilk hormon tedavisini yapmaya karar verdik ve sonrası için de göğüs düzleştirme ve muhtemel rahim alma ameliyatı için bir takvim çıkardık” diyor.
Azra Ahmet, erkeklik organına sahip olmak için faloplasti de istiyormuş ama bunu yaptırmak için Hindistan’a gitmesi gerektiği anlatılmış.
Ameliyatlar hukuki olarak da sorunlara yol açabiliyor. Pakistan’da 2007’de ilk kadından erkeğe geçiş sürecinde rol alan doktorlar hakkında dava açılmış.
Ama doktor Malik “Biz hastanın çıkarlarını da korumak zorundayız” diyor.
Doktoru, o sırada Azra Ahmet’e, cinsiyet değişikliği tamamlandıktan sonra bile partneriyle birlikte gizli bir hayat sürmek zorunda kalabileceklerini, çünkü ailelerinin peşlerine düşüp aile şerefine leke sürdükleri gerekçesiyle onları öldürmek isteyebileceğini anlatmış.
“Yine de ilk adım olarak Pakistan’da mümkün olan herşeyi yaptırmaya karar verdim” diyor.
Azra Ahmet o sırada partneri Ammara’nın gidişiyle süreci yarım bırakmış ve iki yıldır askıya almış.
Şimdi yeni bir ayrılık tehlikesi karşısında ve istediği hayatı sürmek istiyorsa her biri birbirinden çetin kararlar vermesi gerekiyor.