Benden eşcinsellerle ilgili bir yazı kaleme almam istendiğinde ne yalan söyleyeyim biraz tedirgin oldum.Ve sonra bundan da utandım. Çünkü hayatın kıyısını köşesini bırakın en arka taraflarına itilmiş insanlarla ilgili bir yazı kaleme almak bile, homofobik insanların hedefi haline gelmek ve onların iğrenç yakıştırmalarıyla yüzleşmek demekti. Ve tam bu yazıyı nasıl yazarım? Nerden başlarım diye düşünürken Mehtap Zengin adlı trans bir kardeşimizin Boğaz köprüsünden atlayarak intihar ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim. Neler yaşamış ne sorunlarla yüzyüze gelmiş, şimdi de canına kıyan ve canına kıyılan yüzlercesi gibi bir istatistik olmuştu. Bu rengarenk kişilikli aslında hayatın her yönünde başarılı bir çok insanın bu kadar haksızca toplum dışına itildiğini görmek, hep hakaret ve alay ve komedi malzemesi edildiklerini görmek, gerçekten çok üzücü! Benim de tanıdığım müzik Dünyasından film  ve moda Dünyasından, Edebiyat Dünyasından bir çok değerli sanatçı, prodüktör, hatta bilim insanlarının olduğu bir büyük bir kitleden bahsediyorum. Kimi cesaret edip halka açıklamış kimi de korkuyla susmuş ya da susturulmuş insanlar. Hepsi de çok özel, duygusal, özellikke kreatif işlerde çok başarılılar. Ama sadece cinsellikleriyle değerlendiriliyorlar ne yazık ki! Ülkemizdeki iki yüzlü Homofobik yaklaşım, onlarla beraber olup, daha sonra döven, öldüren soyan aşağılayan homofobiklerin varlığı midemi bulandırıyor. Oysa içlerinde derinde bir yerde birazcık insanlık kalmış, insanları rengi, dini, ırkı, ve cinsiyetiyle değil, saf ve tertemiz insanlığıyla görebilen gerçek insanlara sesleniyorum! Bu insanları daha fazla görmezden gelemezsiniz! Bir durum, bir bakın bir dinleyin! Ne istiyorlar? Hiç bir şey! Onlar da senin gibi özgürce, mutlu bir şekilde yaşamak istiyorlar. Hiç birşey yapamıyorsan bari özgür yaşam haklarına karışma. Diyojen’in Büyük İskender’e söylediği gibi, Gölge etme, başka ihsan istemem senden! Sevgiyke kalın renkli dostlarım.

https://twitter.com/atillatasnet