Şükran MORAL kimdir?

Terme doğumlu Şükran Moral 20 yılı aşkındır İtalya’da yaşayan bir sanatçı. İtalyan senatosunda aday gösterilen ilk Türk. Avrupalı Cumhuriyetçiler’in adayı olarak gösterildi. Sanatçı bodyart çalışmaları, performansları ve enstelasyonları ile kendinden pek çok kez söz ettirdi.

Moral’ın, kendi vücudunu bir sanat aracı olarak kullandığı İsa’nın çarmıha gerilmesi çalışmasından tutun, – hem de bir kadın İsa-, Beyoğlu’nda erkekler hamamına girip yıkandığı video performansına kadar, her yiğit sanatçının harcı olmayan işler yaptı. Şükran Moral yaptığı işlerde provokasyonu, rahatsız etmeyi ve bu yolla düşündürmeyi sevdiğini ortaya koyuyor.

Somut, Yeni Gündem gibi dergilere sanat eleştirileri yazdı.” İtalya’da San Giacomo gece resim kurslarına gitti. Torino Gay-lezbiyen Film Festivali’nde Jüri Üyeliği yaptı ve videoları gösterildi. Belgesel çalışmalar; ‘Bordello’ (Genel Ev), ‘Leyla ile Mecnun’ ve ‘Transistanbul’ da bu festivalde gösterildi. Bir önceki sene Ferzan Özpetek’de bu festivale katıldı. İstanbul Bienali’ne 3 proje sanatçı tarafından önerildi.

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü’nden ve Roma Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nden mezun oldu. İstanbul’da ve Roma’da yaşıyor ve çalışıyor.

Beyoğlu, Ara Cafe’de Şükran Moral ile gerçekleştirdiğimiz röportaj…

Eşcinsellikle ilgili sanatsal çalışmalarınız hiç oldu mu?

Geçmişten bu yana eşcinseller üzerinde çok sanatsal çalışmalarda bulundum. Aslında ben 98?de bir belgesel yaptım, transeksüel Demet üzerine. Onunla ilgili bu belgeseli tüm İtalya’da ve tüm Avrupa’da gösterdim. Aynı zamanda geçen senelerde Torino gey ve lezbiyen sinema festivalinde jüri üyeliği yaptım. Demet üzerine yaptığım belgesel orada gösterildi.

Eşcinsellik konusunda en çok ilginizi ne çekmiştir?

Travestilere ve translara karşı bir hayranlığım var. Onları hep ilginç ve zeki bulmuşumdur. Onlara karşı korkunç bir çekim var bende.

Eşcinsel bir ilişkiniz oldu mu?

Eşcinsel ilişkim olmadı.

Böyle bir teklif almış olsanız nasıl bir tepki verirsiniz?

Böyle bir şeye kapalı değilim. Ben aşka açığım. Bu aşk kendi cinsimden olan kişilerlerden de gelebilir, buna kapalı değilim. Ben aşkın kendisine aşığım. Cinsiyetten çok, kişiye aşığım. Eğer ben o kişiyi çok beğeniyorsam onun erkek, travesti, trans olması benim için hiç önemli değil. Eğer o kişi beni çekiyorsa, kişiyi seviyorum; cinsiyeti değil. Hatta bunun yaşı da yok. Bu iş sınır tanımamalı, sınır kafamızda var.

Roma Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezunsunuz ve 18 yıldır İtalya’da yaşıyorsunuz. Türkiye ve İtalya’da eşcinselik konusunda gördüğünüz benzerlikler ve farklılıkları anlatabilir misiniz?

Farklar çok çok fazla. İtalya’da eşcinseller biraz daha legalize olmuş durumdalar. Yani birlikte yaşayabiliyorlar, toplumda biraz daha kabul edilmiş durumdalar. Türkiye’de bence o kadar iyi durumda değiller eşcinseller. Yani bütün bunlar demokrasi kavramının toplumun belleği ve kültürüne yerleşmesi ile ilgili.

Bazı gazete ve süreli yayınlarda feminist olduğunuzu okumuştum. Öyle misiniz?

Evet, feministim ve bunu söylemekten korkmuyorum. Feminist olmak, kadın hakları konusunda bilinçli olmak demektir. Bunun saklanılacak bir tarafı yok. Ne yazık ki son yıllarda kadınlar feminist olduklarını açıklamak istememektedir. Feminist olmak kadın haklarını 2. derece savunmak demektir.

Genelde feministlerin eşcinsellere bakış açısı nedir?

Ben şuna inanıyorum ki, feministler tarihte tüm ezilen gruplara, ve tabii eşcinsellerle de dayanışma içinde olmuştur. Kadınların erkek elbiselerini giymeleri, George Sand, kendisi erkek olarak giyinerek erkeklerin de kadın giysileri giymeleri konusunda paralelikler bulunmaktadır. Eşcinsellerin ve kadınların problemleri genelde aynı; bu konuda demokrasi savaşı içindeyiz.

17 Mayıs haftasında, Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşmayı organize ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün eşcinselliği hastalıklar listesinden çıkardığı güne işaret eden 17 Mayıs Uluslararası Homofobi Karşıtlığı Günü’ne denk gelen bu buluşmaya katılmayı düşünür müsünüz?

Memnuniyetle katılırım bir sanatçı olarak. Beni çağırırlarsa, kesinlikle. Ben eşcinsellerle dayanışma içindeyim. Sanatla ilgilenmeden önce Türkiye’de eşcinsellerin davalarına destek verdim. İmza günlerinde bulundum, arkadaşlarım vardı, sevdiğim insanlar vardı.

Türkiye’de bir eşcinsel kulübüne gittiğiniz oldu mu hiç?

Kendim bir performans düzenlemiştim. Tamamen bir trans rolünde, Cihangir’de Bilsak binasında bulunan “Barbahçe” adlı bir gay kulüp’te arkadaşlarımla dans ediyordum. Bu dansı aslında metaforik olarak kulandım. Kendimi bir trans yerine koyarak öyle bir performans sergilemiştim.

Hiç eşcinsel arkadaşlarınız oldu mu?

Roma Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde benim üzerime tez yapan ilk öğrenci eşcinseldi ve kendisiyle 2 senem geçti. Hayatımın en güzel anları onunla geçti. İtalya’da en yakın arkadaşlarım eşcinsellerdir ve beraber kulüplere gider eğleniriz.

Teşekkür ederiz..

Röportaj: Nikopol