Kadın eşcinseller üzerine yapılan ilk araştırma, evliliğin, kadınlardaki lezbiyen duyguları öldürmediğini gösterdi. Bu araştırmaya göre lezbiyenlerin yarısı evli.

İSTANBUL – Türkiye’de ilk kez kadın eşcinseller üzerinde yapılan araştırma, bu kesimin yarısının evli olduğunu ve cinsel kimliklerini erkek eşcinsellere oranla çok rahat gizleyebildiklerini ortaya koydu. Araştırma, kadın eşcinsellerin yoğun stres ve baskı altında yaşadıklarını, sürekli depresif bir yapıya sahip olduklarını da gösterdi.

İ.Ü. Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Klinik Psikoterapi Birimi’nde görevli Uzman Psikolog Erdinç Öztürk, Türkiye’de ilk kez kadın eşcinsellerle ilgili kapsamlı bir araştırma yaptı. İstanbul’da yaşayan ve 20-29 yaşlarındaki 80 kadınla yapılan araştırma, evliliğin eşcinselliği engelleyemediğini ortaya çıkardı. Deneklerin yüzde 42’sinin lise, yüzde 30’unun da üniversite mezunu olduğu grupta, mesleklerde ‘sanatçı’lar ilk sırayı aldı.

Araştırma, erkekler gibi sosyal dışlanmadan şikâyetçi olan kadınların çevreden gelebilecek baskı ve dışlanmaya karşı stres altında depresif bir yapı geliştirdiklerini gösterdi. Cinsel kimliğin açıklanmasıyla birlikte sosyal desteğin yerini sosyal çatışmanın aldığını söyleyen kadın eşcinseller, özellikle din, evlilik ve çocuk sahibi olmak gibi geleneksel değerlerin yoğun olduğu ailelerden geliyorlarsa aşırı duyarlılık, inkâr, suçluluk, utanç duyuyorlar, sürekli stres ve depresyon yaşıyorlar.

Aile önemli
Araştırmaya göre, kadın eşcinsellerin yüzde 50’si ilk cinsel deneyimlerini 13-16 yaşlarında yaşıyor. Araştırma, yüzde 50’si evli olan deneklerin evlilikleri süresince kendi cinslerinden partnerleriyle ilişkiye girdiklerini gösteriyor.

Aile yapısında çatışma içeren atmosfer ve kopuk ilişkiler eşcinselliğin oluşumunda önemli bir faktör olarak belirirken, evlerinde sık sık kavga çıktığı, şiddet eylemlerinin yaşandığı ve alkolizm sorunu olduğu görülüyor. Kadın eşcinsellerin yüzde 37.5’i anne, yüzde 25’i ise babalarıyla olan ilişkilerini ‘kötü’ olarak nitelendirirken, yüzde 40’ının ebeveynlerinin ayrı yaşadığı dikkat çekiyor.

‘Erkek kadın’ beğeniliyor
Araştırmayı yapan Erdinç Öztürk’e göre evlilik, çocuk sahibi olmak, din ve ahlak normları gibi değerlerin çok fazla önemsendiği Türkiye’de eşcinseller, bir azınlık grubu olarak kendi içlerinde cinsel beraberlik yaşıyor. Kadın eşcinsellerin erkeklere göre toplumdan gelecek baskıya karşı cinsel kimliklerini saklamada daha başarılı olduklarını vurgulayan Öztürk, “Çünkü erkek eş cinsellerde ses tonu, giyim, davranış kimliği belli ediyor, kadınsı erkekler aşağılanıyor. Oysa kadınlarda erkeksi tavır aşağılanma değil, onay görüyor, ‘erkek kadın’ gibi sözlerle beğeniler ifade ediliyor. Kadınlar eşcinselliklerini daha rahat yaşıyor” diye konuştu.

Kadın günleri ve hamamlar
Evliliğin de kadın eşcinseller için cinsel kimliklerini saklama işlevi gördüğüne dikkat çeken Öztürk, “Ayrıca kadın günleri ve hamamlar, kadınlar arasında eşcinselliğin yaşanmasını kolaylaştırıyor” dedi. Öztürk, dünyada yapılan araştırmalara göre de kadın eşcinsellerin yüzde 70’inin erkeklerle rahatça ilişkiye girdiklerini ifade etti.

Kadınların duygusallığa önem verdiğini söyleyen Öztürk, “Erkek eşcinseller ilişkilerini yalnızca cinsellik temelinde yaşarken, kadınların ilk gözettikleri tıpkı heteroseksüel kadınlarda olduğu gibi duygusallık” diye konuştu.

Nedeni keşfedilemedi
‘Alternatif yaşam biçimi, cinsel kimlik bozukluğu, cinsel nesneyle ilgili sapma’ olarak tanımlanan eşcinselliğe yönelik ilk izlere eski Yunan, Roman, Sümer, Frig, Asur ve Bizans uygarlıklarında rastlanıyor. Eşcinselliği şeytanlıkla özdeşleştiren engizisyon bu insanların iğdiş edilmesi, yakılması gerektiği inancındaydı. Üremeyi engellediği için tüm tektanrılı dinlerde şiddetle kınanan eşcinsellik, en büyük günahlardan biri olarak tanımlanıyor.

Eşcinsellik eski Grekçede benzer anlama gelen ‘omos’ ile cinsellik anlamındaki ‘seksüalite’ sözcüklerinden türemiş olup, aynı cinsten bireyler arasındaki cinsel ilişkiyi tanımlamakta kullanılıyor. Çevresel, duygusal ve yapısal faktörler gibi etkilerin önemle vurgulanmasına rağmen, günümüzde halen kişinin eşcinselliğe yönelmesini açıklayacak ‘tek neden’ ortaya konamadı.

Pervin Kaplan, 17 Aralık 1999 Radikal
crosswinds.net/~beyoglu/arastirma.htm