Eşcinsel blog yazarı Geylesof yazdı:

Şimdi saat itibarı ile dün yaşananları bir yeniden düşünmekte, algılamakta fayda var. O anın şokuyla tam algılayamamış olabiliriz. Anca kendimize gelmiş olabiliriz, doğrudur.

Dün güpegündüz, ülkenin başkenti Ankara’nın göbeğinde Türkiye tarihinin en kanlı terör saldırısı yaşandı. 100’e yakın insanımız resmen katledildi. Yüzlercesi ise yaralandı.

Yüzlerce insan ya… Yüzlerce masum insan!

Tek “suçları” adını Barış koydukları mitingde seslerini duyurmak, haklı veya haksız kendilerini ifade etmek idi.

Gösteri hakkı zaten hiçbir zaman hak olmamıştı bu ülkede, ama hiçbir zaman böylesi bir engellemeyle de karşılaşılmamıştı. Karşılaşılması da mümkün olamazdı, koskoca ülkeydi! Büyük planları olan, “reis”i olan, “büyük usta”sı olan bir ülkeydi!

Tabii ki o “büyük usta” başka devletler söz konusu olduğunda ahkam kesmeyi iyi bilirken, “sizin istihbarat teşkilatınız çalışmıyor mu?” diye hesap sorarken, kendi ülkesi söz konusu olduğunda iki cümlelik taziyeden başka yapacak bir şeyi olamamıştı. Zaten giden de gitmişti…

Sorumlusu yok! Hesap veren yok! Meğer ülkede güvenliğimiz Tanrı’ya ettiğimiz dualardan ibaretmiş bunu öğrendik.

Ardından üç bakan kameralar karşısına çıkıp güzel bir şekilde bizlere güvenlik zafiyetinin olmadığını söyleyerek, bunun gayet olası bir durum olduğunu anlattılar. Zaten bizler de ölmenin ve öldürülmenin bizim “fıtrat”ımız olduğunu iyi bilirdik. Yadırgamadık.

Sorumluluğun kendisinden olduğu hatırlatılınca “istifa” sözcüğünü hayatında duymamış gibi bir tepki verdi; e daha önce hiç örneğini görmemişti o da haklıydı. Hatta içlerinden biri kahkaha atacaktı da kendini zor tuttu, gülümsemekle yetindi.

Ve ardından üç günlük ulusal yas ilan edildi, yani üç siyah kurdele günü…

İşin en korkuncu da ne yazık ki dün yaşadığımız bu olayların hiçbiri rüya değildi, bir Türkiye gerçeğiydi!

Sizce de artık şoktan çıkmanın zamanı gelmedi mi? Bence geldi de geçiyor. Uyan Türkiye!
Kaynak: geylesof.blogspot.com