Katolik Kilisesi’nde ailevi konulardaki doktrinleri tartışmak amacıyla Papa’nın başkanlığında toplanan III. Olağanüstü Piskoposlar Sinodu’na (Meclisi) sansür isyanı damgasını vurdu. Kilise Meclisi, Papa Francesco’nun geçen yıl seçilmesinin hemen ardından din adamları ve Roma Katolik Kilisesi’ne inananlar arasında yaptırdığı 39 soruluk anketin ardından 5 Ekim’de ‘olağanüstü’ toplandı. Anket, evlilik öncesi cinsel ilişki, boşanmışların dışlanması, doğum kontrol yöntemleri ve lgbti‘lere yaklaşımı gibi konularda Kilise’nin tavrına eleştirel görüşleri gözler önüne sermişti. Papa Francesco’nun düzenlediği bir ayinle başlayan Sinod’da, 1 milyar 200 milyon inananı bulunan Kilise’de yapılabilecek reformlar ele alınıyor. Boşanmışların yeniden kilisede evlenebilmesi, nikahsız ve lgbti birliktelikler, kürtaj ile prezervatif kullanımı gibi temalar, Sinod’un ana gündem maddelerini oluşturuyor. Ancak Kilise bu yıl ilk kez sadece öğretilerini değil, onların modern yaşama uyumunu da tartışıyor. Başta dünyanın çeşitli yerlerinden gelen piskoposlar, kardinaller, patrikler ve rahipler olmak üzere 191 üst düzey din adamı, 16 uzman, 38 denetçi ve 12 evli çiftin de bulunduğu 250’yi aşkın kişi meclise katılıyor. Evlilik hayatlarındaki deneyimlerini aktaracak olan çiftler arasında Müslüman-Hristiyan bir çift de bulunuyor. Bunlar arasına nişanlı ya da sevgili olan çiftlerin alınmaması ise tepkilere neden oldu. Kardinal Lorenzo Baldisseri bunu, “Kilisenin kabul ettiği çift anlayışı, Tanrı huzurunda evlenmiş olanlardır diye açıklıyor. SANSÜR HAKSIZLIK Papalık yetkilileri, 19 Ekim’de son bulacak olan Sinod’da bu yıl, geçen seferkilerden farklı bir uygulamaya da gitti. Meclis toplantıları boyunca din adamlarının yaptıkları konuşma metinleri, bu yıl gazetecilerle ve kamuoyuyla paylaşılmayarak, gizli tutuluyor. Sinod’daki çalışmalara ilişkin genel bilgiler, tartışma başlıkları ve günlük konuşmacıların isimleri Vatikan Basın Sözcüsü Peder Federico Lombardi tarafından düzenlenen brifinglerle basına aktarılıyor. Ancak burada yapılan konuşmaların içeriğine ulaşamayan gazeteciler, sadece kendi çabalarıyla yaptıkları röportajlarla din adamlarından kısıtlı görüşler alabiliyor. Bu uygulama, Sinod’un açılışında din adamlarına, Kendinizi kısıtlamadan, cesaretle düşüncelerinizi dile getirin diye seslenen ve ‘şeffaf’ bir Kilise arzusuyla bir buçuk yıl önce göreve başlayan Papa Francesco’nun tarzıyla ters düşüyor. Bunun bir sansür olduğunu savunan İnanç Doktrini Kongregasyonu Başkanı Kardinal Gerhard Müller de bu uygulamaya isyan etti. Bir Katolik televizyon kanalına konuşan Alman din adamı, Bütün Hristiyanların, piskoposlarının yaptığı konuşmalardan haberdar olmaya hakkı var ifadeleriyle, sansürün haksızca olduğuna dikkat çekti. PAPA’NINKİ DOKTRİNEL Mİ STİL DEVRİMİ Mİ Francesco’nun, papalığı için ‘kilit’ bir olay olarak kabul edilen ve amacının ‘doktrinel’ mi yoksa sadece bir ‘stil devrimi’ mi yapmak olduğunun anlaşılacağı Sinod’un adı, Yunanca’dan geliyor (syn-odos) ve ‘beraber yürümek’ anlamını taşıyor. Ancak ‘acil’ gündemli Sinod’dan sızan bilgilere göre, toplantılar boyunca reformistler ve muhafazakarlar arasında yol ayrımları yaşanıyor. Brezilyalı Kardinal Raymundo Damasceno Assis gibi ilericiler, Kilise, herkesin evi diyerek lgbti çiftler başta olmak üzere Kilise’nin ötekileştirdiklerine kapıları açarken, meclisteki tutucu din adamları buna direniyor. 20 yılı aşkın süredir boşanmışların kiliseye yeniden kabulü için mücadele verenlerden biri Kardinal Walter Casper. Papa Francesco, gerek Papa 2. Jean Paul, gerekse de Papa 16. Benediktus tarafından gölgede bırakılmasına karşın Casper’i Şubat ayında kardinallik mevkiine yükselterek, onun görüşlerine verdiği önemi göstermişti. Papa, bilhassa boşanmışlara ve kürtaj yaptırmış kadınlara kapılarını kapalı tutan Kilise’yi takıntılı olmakla suçlayıp, lgbti‘lere yönelik ise, Ben kimim ki onları yargılayayım ifadelerini kullanmıştı. Papa, Kilise’nin peşini bırakmayan tüm dikenli mevzuların cesaretle tartışılması gerektiğini söylemişti.

 

Haber: Esma ÇAKIR – VATİKAN / DHA

Derleme: Burçin @  lgbti.org