Köşe Yazarları › Page 3 › Türkiye LGBTİ Birliği

Köşe Yazarları

Bir Aşk, Bir Organ, Bir Kişilik Üzerine

Aşkın ne olduğunu anlatmaya çalışmayacağım burda. Eminim ki herkes aşkı çok iyi biliyordur (!). Herkesin bir hikayesi vardır bununla ilgili. Kimseye sen aşktan ne anlarsın diyemeyiz, hemen çıkışır. Hele bizim Türk insanı. Asıl sen ne anlarsın der. Ezer. Hemen anlatmaya başlar kendi Leyla’sını ya da Mecnun’unu. Ona sorarsanız geceler boyu sabah ezanına kadar yas tutmuştur, bazı lanetlemiştir sevdalısını bazı kıyamamış sevgi sözcüklerine boğmuştur. Sonra neden yine sinirlenmiş yerin dibine somuştur.

Hayatımızdan Çalmak

“Bazen gökyüzünde siyah bulutlar olur; gökyüzü bu siyah bulutlar yüzünden değişmez. Ve bazen beyaz bulutlarda olur ve gökyüzü bu beyaz bulutlar yüzünden de değişmez. Bulutlar gelirler ve giderler gökyüzü baki kalır. Sen gökyüzüsün ve düşüncelerde bulutlardır. Eğer düşüncelerini titizlikle izlersen, eğer onları kaçırmazsan, eğer onlara doğrudan bakarsan ilk şey bunu anlamak olacaktır ve bu çok büyük bir anlayıştır. Bu senin aydınlanmanın başlangıcıdır. Artık sen uykuda değilsin, artık gelip giden bulutlarla

Kadın Kadına Aşk Sohbeti

Melce Melaz: Bu yazıyı yazmaya başladığımda ablama eşcinsel olduğumu söyleyeli 3 saat olmuştu. Sanırım hala ağlıyordu. Önce homofobiyle ilgili yazayım dedim; birkaç satır karaladım lakin bir kez daha anladım ki büyük laflar etmek pek bana göre değil. Ben yine beni anlatayım en iyisi… Ablam duyduğuna inanamama evresini atlattıktan sonra ağlayarak “Öldür beni ya, öldür” dedi. Neden ağladığını sordum; “bu normal mi?” dedi. Normal? 18 sene önce de bunu söylemişti.  Aptallık

Ortaokulda Eşcinsel Olmak

Yıllar sonra en yakın arkadaşımla birlikte okuduğumuz ortaokulu ziyarete gittik, sınıfımıza uğradık. Oturduğumuz sıralarda yeniden oturduk. Bizden üç-dört yaş küçük öğrencilerle ders dinledik. Orada geçirdiğim her anı yeniden yaşıyormuşum gibi incelemeye başladım etrafı. Pencereden görünen çam ağacının altına gömdüğüm sınıfta kullandığımız ilk renkli tebeşiri, kalorifer peteklerinde kuruttuğum eldivenlerimi, Betül’ün soluk mu soluk sarı tenini, diyabet hastası Ayşe’nin söylediği “Cerrah Paşa” adlı şarkıyı, Ahmet’in sulu, edepsiz şakalarını, Mustafa’nın matematik öğretmenimiz Burcu

Eşcinsellere Yönelik Ayrımcılık ve Şiddet

Homoseksüeller olarak toplumun nefretle baktığı , dışladığı , yeri geldiğinde darp edildiği , yeri gediğinde tecavüz edildiği , yeri geldiğinde tehdit edildiği , yeri geldiğinde cinayete kurban gittiği bireyleriz. Bir eksiğimiz , bir fazlalılığımız yokken , aynı gökyüzünü ve yeryüzünü paylaşırken , aynı uzuvlara sahipken bunca nefret neden ? Belki kardeşimiz , belki akrabalarımızdan biri , belki kapı komşumuz , belki arkadaşımız , belki Veli , belki Mahmut , belki

Çıplak Düşünceler

Ben hala Lezbiyen, hala sevdalı..Bugünler de yeni bastığım, sonra ufaktan ayağımı korkarak kaldırdığım yirmidördüncü yaşımla başbaşayım. Ne özelliği var bu yaşın diye sorsam da kendime, nedense o çok korktuğum otuzlara yaklaşıyor olmanın verdiği ağır bir çekim herhalde diye karar kıldım kendimce. Geçenler de yine altılı yaşlarıma gittim, arka bahçede öptüğüm kız geldi aklıma, hem hınzır hem umursamaz, hem de maceraperest bir çocuktum. Kızları öper öper salardım, biri de yahu sen