Yüksek Doz Gelecek!

                       Bir çırpıda okuyup bitirdiğim ve hızımı alamayıp tanıtım seslendirmesini de yapmış olduğum bu harika kitabın yazarlarından Orkun UÇAR ile gerçekleştirdiğim röportajımı sunmak istiyorum sizlere. Kendisi Metal Fırtına serisinin yazarı olmakla birlikte; Zifir, Derin İmparatorluk, Kızıl Vaiz, Asi – Kara Gezgin, Sin Sarı İstilâ isimli kitaplarını da biz okurlarına sunmuş üretken bir yazardır. Daim olsun!

          V: Öncelikle, ‘Yüksek Doz Gelecek‘ kitabının okurlar tarafından kısa sürede benimsendiğine şahit oluyoruz. Sizi ve diğer yazar dostları kutlamak istiyorum. ‘Yüksek Doz Gelecek’ kitabının bu denli sahiplenileceğini tahmin ediyor muydunuz? Yola çıkmadan önceki öngörünüz ne yöndeydi?

           Orkun Uçar: Kitabın yıllar içinde efsane olacağını düşünüyorduk ama kısa sürede okur ilgisinden emin değildik. Çünkü Türk okurunun yerli bilimkurguya ön yargısı olduğu kesin. Çıkan kitaplar az satıyor, genellikle ikinci baskıya girmiyor. Şöyle düşünebiliriz: Türkiye’de zaten bilimkurgu okur sayısı 4.000-10.000 arası desek, Türk bilimkurgu kitaplarına şans verecek okur ortalaması da bin kadardır. Kitabımızın ilk baskısı 3.000’di. İkinci baskıya girdiğimize göre şimdiden beklentileri birkaç kez katlamış oluyoruz. Sevindirici bir durum haliyle.

Bu proje çok anlık çıktı ortaya. Yazarlarımızdan Funda özlem Şeran ve Serdar Yıldız, Mutant Serçe adında internet üzerinden yayınlanan bir programa katılmıştı. Muhabbet içinde konu, birçok yazarın (bizlerin) çıktığı Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü’ne geldiğinde ben de konuk oldum. İşte o sırada, eski günlerdeki ortak çalışmaların özlemi dile getirilirken bu proje ortaya atıldı. O dakikaları hala youtube’dan izleyebilirsiniz:

(Video.. 2:14:16’dan itibaren.)

Proje görülebileceği gibi o kadar anlık bir şekilde ortaya çıktı ki, okur ilgisini pek hesap etmedik açıkçası. Bizim yola çıkış amacımız, ortak bir çalışma yapmak ve yazar olarak zor bir tür olan kısa romana meydan okumaktı.

             V: Benim kişisel olarak merak ettiğim bir soru olacak sıradaki; kitabınızın yazar/roman sıralamasını hangi ölçüte göre yaptınız? Bunun değerlendirme sürecinden bahsedebilir misiniz?

            Orkun Uçar: Projeye yaklaşık iki yıl önce başlamıştık. Mutant Serçe programından sonra facebook üzerinde kapalı bir çalışma grubu kurduk. Başlangıçta çok kalabalıktık; 25 yazar vardı. Bu kadar yazarın hepsinden eser gelse ortaya en az 2500-3000 sayfa kitap çıkardı. Beş yazarla bile 464 sayfa olduk. Ama süreç içinde ayrılanlar olabileceğini tahmin ediyorduk. Zira kısa roman tehlikeli bir formattır, üstelik bilimkurgu olarak daha da zordur. Nitekim ilk taslakların teslim tarihine yaklaştıkça gerek başka projeye başladığı, gerekse yazamadığını söyleyerek ayrılanlar olmaya başladı. İlk taslaklar geldiğinde de birkaç eser biz eledik. Yani kalan yazarlar eserleri okudu ve değerlendirmeler açık açık yapıldı. İnce işçilik döneminde 5 yazar kaldı. Eleştiriler doğrultusunda değişiklikler yapılması için de bir ay süre verdik. Böylece dosyanın son halini 2016 yaz sonu yayınevine teslim ettik. 2017 başı içi tarih aldık. Şunu da belirtmem lazım ki, yıla çıkarken yayınevi belirlememiştik. İlk olarak Altın Kitaplar Yayınevi’ne sunduk ve hemen olumlu yanıt aldık.

Kitaptaki yazar/roman sıralamasının belirlenmesi o kadar zor olmadı. Okuru bir ziyafet sofrasına davet eder gibi düşündük; ilk başa kitaba ısındırıcı aksiyon ve espri dolu Umut Altın’ın “Köprüaltı” eseriyle başladık. Funda’nın “Phobos” anlatım zenginliği olan çok kaliteli bir eserdi. Ana yemeklerden sayılırdı. Benim hızlı okunan bir stilim vardır, “Demir Yıldız”  o nedenle üçüncü sıraya koyduk. Gökcan’ın yazdığı “Karavanlar Çağı”nın atmosferi karanlık ve klostrofobik. Kitabın en kısa eseri, o da dördüncü sırada yer buldu. Serdar Yıldız’ın “Alt ve Üst” adlı eseri ise teknik bilgilerin yoğun olduğu, biz bilimkurgucuların “hard sci-fi” türünde. Her okurun kaldırabileceği bir eser olmadığından onu sona koyduk. Bize göre Yüksek Doz Gelecek’teki her roman belli bir zevke hitap eden, farklı hayal gücü ve tarz. Özetle okurların beyinleri ve hayal güçleri için tam bir ziyafet sofrası.

          V: Bildiğiniz gibi LGBTİ bireylerine yönelik ayrımcı tutum ve davranışlara sıkça şahit oluyoruz. Kimliğini gizlemeyen ya da açık eden LGBTİ bireylerine yönelik saldırıların ve hatta cinayetlerin devam ettiği bir dönemde romanınızın en önemli karakterini eşcinsel bir bireyle taçlandırdınız. Bu konuda size teşekkür etmek istiyorum. Karakterinizin oluşum süreciyle ilgili ne söylemek isterdiniz?

          Orkun Uçar: Yerli bilimkurgu edebiyatımız fazla gelişmiş değil, dolayısıyla hiç eşcinsel kahraman yoktu. Yıllardır tamamen eşcinsellerden oluşan bir dünya kurgusu düşünüyordum. Bu gezegeni, dıştan gelen bir elçi gözüyle anlatacaktım. Ama bu proje çıktığı zaman fikrimi değerlendireyim dedim. Gezegen suni bir uydu, elçi casus oldu. Maceranın geçtiği Luxor eşcinsel bir toplum olan Dünya’nın yörüngesinde suni uydu. Demir Yıldız özellikle yarısından itibaren sert bir roman ama daha da sert olacaktı. Dönem gereği biraz yumuşattım diyebilirim.

Türkiye’de bu açıdan bir ilk ama eşcinselliğin olduğu bilimkurgu romanları var. Örnek vermem gerekirse: Joe haldeman’ın “Bitmeyen Savaş”ı, Samuel R. Delany’nin “Triton”u. Ursula K. Le Guin’in “Karanlığın Sol Eli” romanında cinsiyet değiştiren bireylerden oluşan bir toplum anlatılır. Bu gezegendeki insanlar yılın sadece belli ayları cinsel istek duyar ve kadın veya erkek olacaklarını seçer. Yani birkaç yıl erkek olarak baba olan bir birey, birkaç yıl sonra da anne olabilir. “Demir Yıldız”ı biraz da Clive Barker’a saygı duruşu olarak yazdım. En sevdiğim yazardır ve eşcinseldir. Onun hayal gücünde gittiği diyarların gücü beni çok etkiledi. Yazarlığındaki benzersiz lezzette eşcinselliğinin de etkisi olduğunu düşünüyorum.

Şunu da belirtmem lazım ki, yola çıkarken yayınevi belirtmemiştik. İlk olarak Altın Kitaplar Yayınevi’ne sunduk ve hemen olumlu yanıt aldık. Romanlarımdaki ilk eşcinsel karakter Demir değil, epik fantezi Derzulya serimdeki “Sin” adlı romanda da bir eşcinsel çift var.

Gelecekte insan türü Güneş sistemini koloni ettiğinde değişik toplum örneklerinin ortaya çıkacağını düşünüyorum. Belki bir asteroid madenci klanında eşcinsel toplum oluşacak.

            V: Demir YILDIZ karakterini eşcinsel bir kimlikle işlemiş olmanızdan kaynaklı eleştiri veya olumsuz bir tepki aldınız mı?

            Orkun Uçar: Metal Fırtına nedeniyle her kesimden okurum var ama Demir Yıldız’a hiçbir olumsuz geri dönüş olmadı. Okurlarım Demir’i bir bilimkurgu romanındaki Türk karakter olarak sevdi. Çünkü bilimkurgu romanlarında Türk karakter ismine çok az rastlıyoruz. Esasında ”Sin” adlı romanımdaki eşcinsel çifte de öyle bir tepki gelmedi. Okur, hangi görüşte olursa olsun, hikâye iyi anlatıldı mı karakterleri seviyor.

            V: Bildiğim kadarıyla üzerinde çalıştığınız yeni taslaklar var. Bu taslakların son hali karşımıza nasıl çıkacak? Yeni bir ‘Yüksek Doz Gelecek’ kitabı formatıyla mı karşılaşacağız?

            Orkun Uçar: Kendi yazarlık kariyerimde çok değişik projeler var. Önümdeki dört yılın programı belli, ötesi için de ne zaman yazılacağı belli olmayan roman fikirlerim var. Derzulya serim 12 kitaptan oluşuyor ve daha üç kitabını çıkartabildim. Başında “Yüksek Doz” olacak bir seri olacak. Şu anda ikinci “Yüksek Doz” kitabının çalışması yine 25 yazarla “distopya ve distopyamsı” konsept olarak sürüyor. Grup, Mart başı oluştu ve yola çıktık. Yaz sonu ilk taslaklar teslim edilecek. Bu sefer 8-10 yazarla finali görmeyi umut ediyoruz. Daha sonra “Yüksek Doz Serisi” post-apokaliptik, cyber punk, bilimkurgu polisiye gibi konseptlerle devam edecek. Her sene bir kitap çıkarmaya çalışabiliriz.

            V: Peki, ülkemizdeki bilim kurgu alanındaki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

            Orkun Uçar: Henüz başlangıçtayız. Bir yerli bilimkurgu edebiyatından bahsedebilmemiz için kitapevlerinde bir raf elde edebilmemiz lazım. Şimdilerde kitapevlerinde bilimkurgu ve fantazya raflarında yabancı eserler arasında yer bulma şansı bulabilen tek tük eserler var. Bu süreçte en büyük düşmanımız önyargı haliyle. Türk bilimkurgu okuru yabancı eserleri tercih ediyor, yayınevleri de doğal olarak yerli bir eseri basarak zarar etmek istemiyor. Ama yavaş yavaş bunu kırıyoruz. Altın Kitaplar, İthaki, Destek, April gibi yayınevleri gördüğünüz gibi yerli yazarların fantastik ve bilimkurgu eserlerini basıyor. Yolumuz uzun ama “yayınevlerinin Türk yazar basmadığı, editörlerin gazeteler ‘Türkler bilimkurgu yazamaz’ başlıklı röportajlardan beri çok mesafe aldık.

            V: Zaman ayırdığınız için size yürekten teşekkür ediyorum. Yeni eserlerinizi mutlaka bekliyor olacağız. Şimdiden kolaylıklar diliyorum, var olun.

            Orkun Uçar: Ben çok teşekkür ederim. Asıl siz var olun. Dünya haritasını açıp baktığınızda en gelişmiş ve refah ülkelerin eşcinsel, ateist bireylerin rahat yaşayabildiği, en berbat ve fakirlerinin de eşcinsel ve ateistlere yaşam hakkı tanımayan ülkeler olduğunu görüyorsak bunun tesadüf olduğunu düşünmek saçma olur. İstatiksel veriler yalan söylemez.

Son olarak romanda da bahsini geçirdiği Alan Mathison Turing’e saygılarımı sunuyorum. Bugün bir bilgisayar vasıtasıyla, internete girip ateist ve eşcinsellere nefret kusan tiplerin çoğu bunu ateist ve eşcinsel Turing sayesinde yapabildiğini bilmiyor. Bir gün gelecek insan türünün şehirler kurduğu her gezegende onun heykeli olacak. Onun hakkında bir blog yazısı da yazmıştım:  Turing Evreni

Herkes için rengârenk bir gelecek diliyorum.

 

Varlık ERGEN