Gzone dergisi editörlerinden Deniz Su Tiffany ile RAY Yayınevi etiketiyle raflarda yerini alan Ben De Varım adlı kitabı üzerine kısa bir röpörtaj.

Deniz Su Tiffany kimdir?

– Deniz Su Tiffany, 2013 yılının Haziran ayında(malum gezi parkı direnişine de denk gelir) bir blog ile yazın hayatına giriş yapmış, biri örgün diğeri açık olmak üzere iki üniversite okuyan genç bir arkadaşınız 🙂 Daha sonrasında bloguna sığamayıp şimdilerde hayatımızın içine işlemiş bir sosyal imleme sitesi(onedio)’nde de yazdığı makalelerin geniş kitlelere ulaşması ardından dergiciliğe de giriş yaparak yazmanın ucu bucağı olmadığını keşfetmiştir. Aslında, en çok kelimelerle varolabilen biridir kendisi.

Kısaca bize cinsiyet kimliğinizi kabulenme sürecini anlatır mısınız?

– Öncelikle belirtmek istediğim konu şu ki, Lineer bir süreç izlemedim. Gel-gitlerim oldu, inkar ettiğim oldu, üniversite çağına kadar beklerim sonra birini bulur değişirim diye planlar yaptığım oldu, hatta kendimi kız olarak gördüğüm hayallerimi sorguladığım dahi oldu. Ama ne olduysa oldu, kendimi anladım. Anlama sürecimin hemen sonrasında oksijenle saç açma, yüksek boğazlı ayakkabıların içine gizli topuk yaptırma gibi çılgınlıklarım(!) oldu. Fakat gerçeklerin de farkındaydım, kontrolsüz ve hızlı bir biçimde değişseydim şu an hayatım ellerimden kayıp gitmiş olabilirdi. Ayrıca Klasik olan “ablamın annemin elbiselerini giydim, makyajımı yaptım” kısmı bende yalan. Yapmak istedim fakat yakalanma korkusundan yapamadım. O yaşlarda sanki bir suçmuş gibi hissediyordum transseksüelliği.

Ailenizin tepkisi ne oldu?

– Şimdi kendimizi kandırmayalım. Çocukları en iyi bilen, ebeveynleridir. Kesin olmasa bile en azından “diğerleri gibi olmadığımızın” bal gibi farkındalar. Feminenliğim üzerinden küçük yaşımdan itibaren çok baskıya uğradığım için “kendimi nasıl gizlerim ya da nasıl bir maske bulurum” gibi konulara kafa yormuştum. Eğer kelimelere dökersem anne tarafımla sürtüşmeler yaşayacağımı tahmin ediyorum. Çünkü dolaylı yoldan da olsa cinsel kimliğimle alakalı imalarda bile bu kavgaları yaşamışlığım var. Baba tarafı için belki hukuki önlemler bile almam gerekebilir. Cinsiyet geçiş süreci de aslında kendini tanımlamaktan başladığı için sürece başlamadan önce kendi güvenliğinizi sağlamak ve maddi özgürlük sağlamak çok önemlidir. Ben de bu yüzden derin sular altında sessizce yüzüyorum şimdilik.

Kitap yazma düşüncesi nasıl oluştu?

– Eğer bir LGBTİ iseniz, daha rahat yaşamak adına mutlaka birşeyler yapmak zorunda hissedebilirsiniz kendinizi. Kitap fikri de tamamen buradan öne çıktı. Milyonlarca blog var, binlerce de gey blogger(trans bir blogger yok ya da yok denecek kadar az olduğu için blog açmıştım) ama yine de bir miktar da trans blogger olduğunu tahmin edersek hem bloggerlar içinde öne çıkmak, hem de yazarlık kariyerimde de bir adım daha atmak amacıyla yazdım. Ama bunlardan daha önemlisi, trans kadınlarla ilgili söylenmesi gerekenlerin bizzat bir trans kadın tarafından bir araya getirilip bir şekilde de somutlaştırılması gerektiğidir. Camia içerisindeki aktivizmde trans kadınlarla ilgili trans kadınların sözlerinin duyulmadığını düşünüyorum. Fakat ne demişler “söz uçar, yazı kalır” Hem böylece LGBTİ yazınına bir katkı da ben sunmuş oldum (bence).

Kitap baskısı esnasında yaşadığınız sorunlar oldu mu?

– Yayım konusunda en büyük sıkıntı beklemektir. Hele ki ilk kez kitap çıkaracaksanız büyük ihtimal dosyanız bile okunmaz. Yayınevinin ilgisini çekmek hem şans, hem de dosyayı doğru sunabilmekle alakalı. Ben de bunu çeşitli deneyimlerle 1 yılda öğrendim ve en sonunda şimdiki yayıncımı keşfettim. Genelde bir yayınevi için 2-3 ay bekleniyor, fakat bu arada farklı yayınevlerine de dosyalar yollanabilir(tabi başka yayınevine de aynı anda yollanmasını sorun edecek yayınevleri varsa onlara başvururken bir kez daha düşünmekte fayda var). Reddedilme konusu var tabi. Burada da ya yayın takvimleri 1 yıl sonrasına kadar dolu olan, ya LGBTİ konulu eser basamayız diyenler, ya da kitabımı beğenmeyenler şeklinde üç farklı tepki ile karşılaştım. Fakat burada her yayınevinin çizgisinin farklı olduğunu unutmamak gerek. En iyi kitaplar bile daha öncesinden reddedilme hikayeleri yaşamıştır.

Kitabın konusunu biraz anlatır mısınız?

– Kitabım hem hayatımdan kesitler sunduğum, hem de araştırmalarımı sistematiğe oturttuğum bir yapıya sahip. Böylelikle cinsiyet geçiş süreci, hukuk, iç dalgalanmalar, toplum ve aile ilişkileri, tasavvuf ve trans kültürünü aynı kitap altına toplamayı başardım.

Tasavvuf konusu ilgimizi çekti. Bu konuda neler yazdınız?

– Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kesinlikle profesyonel bir iddiam yok. Ben, transseksüelliğe tasavvufun bir bakış açısını yakalamaya çalıştım. Bunu da Hz.Mevlânâ’nın “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” sözünden yola çıkarak yazma cesaretinde bulundum. Ama tabiki tasavvuf konusunda uzman değerli hocalarımızın fikirlerini/geridönüşlerini de beklemekteyim.

Ayrıca kitabınızın sonunda bir test var. Bu fikir nereden geldi aklınıza?

– Kitabımın amacı transfobiyi yenmek. Ben, transfobi için 168 sayfalık muhteşem bir reçete yazdığımı düşünüyorum. Fakat gerçekten de öyle mi? Belki de benim hüsnükurunutumdur. Kendimizi ne kadar ifade edersek edelim, karşı tarafın anladığı kadarızdır. Bu yüzden ne kadar anlaşıldığımı da test etme ihtiyacı duydum.

Teşekkür ederiz

Kitapı satın almak isteyenler için…

D&R: Ben de Varım – Deniz Su Tiffany

İDEFİX: Ben de Varım – Deniz Su Tiffany