Arap dili çok zengin bir eşcinsel sözcük dağarcığına sahiptir, bunun içinde erkek fahişeleri anlatmak için kullanılan onlarca sözlük vardır. Cinslerin katı çizgilerle ayrılmaları kesin bir kural olduğundan erkekler sosyal yaşamlarını diğer erkeklerle birlikte geçiriyorlardı. Eşcinsellik bu durumda olanaklı tek cinsel ifade yolu olmuştur.

Ka’i Ka’us ibn İskender’in 1082 yılında en büyük oğluna bıraktığı “Prensler İçin Ayna” adlı hayat kılavuzunda şunlar yazar: “Kadın ya da erkek olsun, eğilimlerini bir cinsle sınırlama… Her ikisinden de zevk al.” Oğluna bir diğer tavsiyesi ise vaktini yazın erkeklerle kışın ise kadınlarla geçirmesiydi. Bu kılavuz ince düşünülmüş ve uygar bir metindir ve belki de başka hiçbir şey erkek biseksüelliğinin ne kadar sıradan ve makûl görüldüğünü bize böylesine güçlü ve yalın bir dille anlatamaz. Pek çok yazar biseksüelliklerini asla saklamadılar. On üçüncü yüzyıl Kahiresinden bir şair Beha Ed-din Zoheir’in metresi dışarı çıkan şairin arkasından “Yine ay ve yıldızlar kadar güzel, genç ve istekli bir oğlan bulmaya gitti” diye yakınıyordu.

Haremlerin varlığı kadınlar arasındaki ilişkileri neredeyse erkek eşcinselliği kadar yaygın hale getirmişti. Lezbiyenlik İslam dünyasındaki erotik yazılarda ve resimlerde önemli bir yer tutar ancak yine de hemen hemen tabu sayılan bir konu olmayı sürdürmüştür. Lezbiyenlerin aynı zamanda cadı olduğu fikri Binbir Gece Masalları’nda yansıtılmıştır. Erkekler en büyük zevklerinde aslında tümüyle lüzumsuz olabileceklerini düşünmekten hoşlanmadıkları için haremlerdeki lezbiyen aşkın göstergeleri göz ardı edilmiş olabilir.

Bariz biçimde Batı, yüzyıllar boyunca haremi şehveni lezbiyen turkunun bir merkezi olarak gördü. Bir on altıncı yüzyıl yazarı olan Pierre de Bourdeille, Comte de Chasteau-Villain’e ait bir tabloyu tasvir ederken Batı’nın bu düşüncesini ortaya serer: “Çok sayıda çıplak, balık etli kadın hamamda birbirlerine dokunuyor, birbirlerini hissediyor, okşuyor ve sıvazlıyorlar. Ardından birbirlerine dolanıyor, birbirlerini seviyorlar ve tüm güzelliklerini öylesine tahrik edici, zarif ve ustalıkla gösteriyorlar ki… Bu tür sahneler elbette ki saçmalıktır!” Gerçekte gizli aşıklar fazlasıyla ihtiyatlı davranmak zorundaydılar çünkü haremler siyasi entrika kaynıyordu. Kadınlar birbirlerinin arkasından her biri kendi oğlunun gelecekte sultan olması için dolap çeviriyordu.

Colin Spencer
Çeviren: Selçuk