1. Türkiye’de yaşanan cinselliğe bakış açınız nedir?
Cinselliğin, kişilere özel birşey olduğunu düşünüyorum ve uluorta her yerde konuşulmasını sakıncalı buluyorum. Tabi ki cinsellikte bir takım yanlışların aşılabilmesi için, eğitimin önemine inanıyorum ama, konuya her önüne gelenin, profesyonel olmayan bir şekilde yaklaşıp, insanları hatalı davranışlara itebilme olasılığından çekiniyorum. Bazı olması gerekenler, olmaması gereken yerlerde tartışıldığı için bazen dejenerasyon yaşanabiliyor. Uçurumlar bana, bir şeylerin doğru gitmediğini düşündürüyor. Bir yandan küçücük yaşta zorla evlendirilen ve hiçbir hakka sahip olamayıp, genç yaşta bir kaç çocuk annesi olan çocuk-kadınlar; diğer yanda her gece barlarda içki içip, başka insanların kollarında mutluluğu aramaya çalışanlar…. Sayılar az olsa da bir uçurum oluşturmaya yetiyor.

2. Sizce Türk kadınları cinselliğini rahatça yaşayabiliyor mu?
Deminki soruyla paralel olarak, genelde bunun yaşanabildiğini düşünmüyorum, çünkü iletişim sorunlarının aşılabildiğini düşünmüyorum, ama tabi ki, bu, kişinin kendisi bağlayan bir olay ve doğru yaşayan, doğruya yakın yaşayan, hatalı yaşayan, çok yanlış yaşayan ve yaşayamayan kesimler var.

3. Evlilik öncesi birlikte yaşamanın evliliğe olumlu etkisi var mı?
Evlilik öncesi birlikte yaşamayı, kişilerin karakterlerini gösterebilmesi ve ev içi hallerini açığa çıkarması yönünden faydalı buluyorum ama, tabii bazı şartları var. Kişilerin rol yapmadan, kendileri olabilmesi (genelde kadınları ilgilendiren kısım); evlendikten sonra onları sorunlardan koruyacak, hiç anlaşılamaması halinde de eşleri hatalı bir evlilikten kurtaracaktır. Evlilik zor bir kurum, bazen yıllar sonra anlaşamayıp ayrılanlar var. Birlikte yaşansın ya da yaşanmasın; kendini saklamayan insan doğruyu daha çabuk bulacaktır.

4. Erkekler cinsellik konusunda gerçekten sanıldığı gibi özgürler mi?
Eminim ki, bu konuda bir genelleme yapmak bana düşmez, çünkü araştırma yapmadım ama, inancım şu ki; erkekler bu olayı kadınlarla yaşamak zorunda oldukları için, kadınlar özgürce yaşamadan, onlar da gerçek anlamda özgür olamayacaklar. Özgürlükten kasıt, her önüne gelenle olmak değil elbette, istediği tarzda…, hayal ettiği duygusal ve fiziksel güzellikte …

5. Evli olduğunuz halde başka biriyle ilişkiye girmek için ne gibi bir neden olabilir?
Hiç bir aldatanın bundan zevk aldığına inanmıyorum. Bu bence kararsızlık, mutsuzluk ve değişik sebepli buhranlar sırasında, insanın kendinden kaçıp, sorunlarıyla yüzleşmeyip, kısaca kendini atlatarak, başına sarabileceği ve sonunda, mutlaka kendisini kötü etkileyecek olan bir deneyimdir. Sorunlarını bekletmeden irdeleyebilen ve kişilik problemi yaratmadan çözmeye çalışan çiftlerin arasında yaşanabileceğine inanmıyorum. İletişimin kopmadığı ilişkilerde, eşlerin birbirlerine olan sevgi, ilgi ve aşkları kendilerini tatmin edemez hale gelmişse ve eğer sorunlarına bir çare bulamıyorlarsa, aldatma gibi işleri daha da kötüye götürebilecek olan bir deneyim yaşamadan da birbirlerine söyleyebilir ve gerekirse birbirlerine şans dileyerek, hayat arkadaşlarını aramaya devam edebilirler… Evlilikte yaşanılan ve devamlı bastırılan başka başka sorunların birikmesi ve eşlerin birbirleriyle konuşamaması, böyle bir sonuca yol açabilir. Bu durumda, zaten her şey baştan yalnış olduğu için, aldatmayı da doğru bulmuyorum. O yüzden aklı başında, kendi ve eşi ile iletişimini koparmamış bir insanın, evlilikte başka biriyle ilişkiye girmek için bir nedeni olmamalı diye düşünüyorum.

6. Eşcinsellik konusundaki düşünceleriniz nelerdir?
İnsanın hissetmediği, mutlu olmadığı, kendisine bir takım baskılar kurarak, hayatını yaşamaya çalışmasını hiç bir şekilde doğru bulmadığım için, ben, duygu olarak anlayamasam da, kendisini başka bir cinsmiş gibi hisseden insanların, bunu kimseyi taciz ya da rahatsız etmeden yaşamaları gerektiğini düşünüyorum. Çünkü baskı, hem onları değiştirmeye yetmeyip, mutsuz kılacak; hem de tuhaf patlamalarla dışarıya vurarak, kişiliklerini de bozup vahşileştirecektir. Her insanın sevgiye, anlayışa ve kabule ihtiyacı vardır. Eşcinselliğini farkederek, kendi yolunu çizebilmiş ve bunu acı-tatlı yanlarıyla hayatına adapte edebilmiş insanlara saygı duyuyorum. Herhalde kimse, hissetmediği bir duygu adına toplumsal dışlanmalarla yüzleşmeyi tercih etmez diye düşünüyorum. Anlayışlı olunması gerekir. Böylece eşcinsel insanlar da ruhsal olarak rahata kavuşup, kimi zaman toplumu rahatsız edebilen taşkınlıklardan kendilerini kurtarabileceklerdir. Huzur için, anlayış yani…

 

kadinlar.com – 15 Eylül 2001