Öykü Evren Özen ile çok özel bir röportaj gerçekleştirdik.

İşte o röportaj…

Trans bir birey olduğunuzu ne zaman, nasıl anladınız?

-Aslında ergenlik dönemine girdiğimiz anda bizdeki farklılıkları anlamaya başlıyoruz. Fakat bunun tanımını koymak zamanımızı alıyor. Eskiden eşçinsellik, transeksüelllik pek konuşulan konular değildi. Bizler eşçinsellliği Zeki Müren ile transeksüelliği ise Bülent Ersoy ile keşfetmeye başlamış bir devrin insanıyız. Şimdi teknoloji sayesinde LGBTİ bireylerin kendilerini keşfetmesi çok fazla zamanını almıyor. Tabi bu da dönüşümlerini daha erken yaşta yapabilmelerine kapı aralıyor.Bizler ise kendimizi fark ederken zorlandık ama ben yine de bir çok arkadaşıma göre şanslıydım. Ortaöğretim döneminde kendimi keşfetmeye başladım üniveriste dönemi ise ben trans kadınım diyebildim.

Ailenizin bir desteği oldu mu?

-Türkiye şartlarında aile desteğini almak hiçte kolay değil. İlk zamanlar aileme kendimi ifade etmekte zorlandım. Fakat şanslıydım ki beni anlamaya çalışan bir ailem vardı. Ve benim bu süreçte hep yanımda oldular. Aile konusunda şanslı trans bireylerden biriyim. Ailem ile hala bağlarım kuvvetli.

LGBTİ aktivizmine ne zaman, neden ve nasıl başladınız?

-Yaşadığım haksızlıklar acılar o kadar çoktu ki! Bir de çevremdeki trans arkadaşlarımın yaşadığı haksızlıklar o kadar fazla idi ki! İçinizde ki direnme dürtüsü,haksızlığa dur deme dürtüsü sizi tetikliyor adeta ve bir yerden yeşeriyor. İlk Bursa’da Spartaküs isimli bir dergi var ettik .Fakat baskılar sonucu fazla uzun soluklu olmadı. Tabi bu dönemlerde İstanbul ve Ankara’daki LGBTİ örgütlenmelerine katılıyordum. Bu dönemde polisin şiddeti,sokakta halkın şiddeti had safhadaydı. Arkadaşlarımız dövülüyor şiddete uğruyordu. Ve artık o kadar dayanılmaz bir hal almıştı ki bir şey yapılmalıydı. Bu süreçte arkadaşlarıma önderlik ederek ilk toplu eylemimizi yaptık, Emniyet önünde ve ilk basın açıklaması ile.  Ardından ise Türkiye’nin ilk Travesti ve Transseksüel haklarını ele alan Bursa Gökkuşağı LGBTT Derneği’nin 20 Mart 2006 tarihinde kurarak aktivizme yasal olarak adım attım.

Bursa’da, Bursa’nın ilk LGBTİ derneğini kurdunuz, bu dernek’te ne tür çalışmalar yürüttünüz. Hangi projeleri hayata geçirdiniz?

-Bursa Gökkuşağı LGBTT Derneği’ni kurarken amacımız tamamen azınlık olarak görülen bizlerin Türkiye yasalarına göre tamamen yasal zeminde hak mücadelesi vermek amacı ile kurduk derneğimizi. Tabi derneğimizi Bursa’da kurmamız ve basın ile sürekli yakın diyaloğum nedeni ile sürekli Türkiye gündemine oturan mantıklı doğru eylemlerle hep yer edindik. Mesela trans kadınlara seks işçiliği yapmasınlar her insan gibi çalışsınlar diyen devlet yöneticilerin açıklamasına karşı İŞKUR’a başvurarak bu konuda girişimlerde bulunduk ama ne yazık ki bende dahil hiç birimize iş verilmedi. Kendimiz aramızda para toplayarak LGBTT bireylerin çalıştığı bir cafe açtık GÜLLÜM KAHVE ismi ile tüm başvuralarımız kanunlara uygun olduğu halde AKP’li FETÖ’cü olduğu tespit edilip görevden uzaklaştırılan Recep Altepe tarafından engellendi ne yazık ki. Tarafımıza haksızlık yapıldığını tespit ederek bu görevliler hakkında suç duyurusunda bulundum ve ceza aldılar ama iş yerimiz açılmadı.

Yine kendi çabalarımızla derneğimizde dil eğitimi,okuma yazma bilmeyene okuma yazma kursu,el sanatları kursu ve en önemlisi psikolojik ve hukuki destek sağladık her üyemize. Bu süreçte Bursa Nilüfer Belediyesi bize pazar yerinden yer vermeyi kabul etti kendi ürettiklerimizi satabileceğimiz fakat Bursa valisi ve bir bakan buna engel oldu.

Türkiye’nin ilk resmi izinli 1. Türkiyeli Eşçinseller Buluşması isimli bir yürüyüş düzenledik 6 Ağustos 2006 tarihinde. Ama ne yazık ki bu yürüyüşümüz Bursasporlu taraftarlarca provakatife edildi ve çok büyük olaylar oldu. Bu olaylar sonrası uluslararası kurumlar şuan halen var olan derneklere bize destek olmak için ulaşmışlar. Fakat bizim bundan sonradan haberimiz oldu. Bizim için yapılan maddi desteklerle de kendileri faydalanmışlar. Biz dernek olduğu süreçte hiçbir kurum ve kuruluştan maddi destek almadık. Tüm çalışmalarımızda çoğunluğunu madden kendim karşıladım bir kısmını da dernek üyesi arkadaşlarımız üyelik aidatları ve gönüllü bağış ile sağladı.

Tayland’da gitmenize neden olan süreci bize anlatabilir misiniz?

-Türkiye’de o kadar çok aktivist ve dernek olduğu halde ne yazık ki kendini ifade edebilen ve ayrıca hak mücadelesi veren neredeyse tek kişiyim. Bu nedenle de sık sık basında yer alıyordum çeşitli aktivitelerimiz ile. Aynı zamanda 2007 tarihinde Türkiye’den ilk bağımsız milletvekilliği adaylığımı açıkladım Bursa’dan .Fakat YSK adaylığımı veto etti kaldırılmış adli para cezam nedeni ile. Daha sonra CHP Bursa milletvekili A. Adaylığım oldu yıl 2011’de ve arkasından da yerel seçimlerde 2013’te . 2011 sonrası Bursa İl ve Osmangazi ilçe delegesi seçildim ve 2013 te de kadınlarda en yüksek oyla ilçe meclisine yedeklerde girdim.

Tabi ki tüm bu süreçte yerel, ulusal ve uluslarası basında haberler çıktı. Ve LGBTİ bireylerin varlığından rahatsız olan güçler harekete geçti.Biz bu kadını nasıl susturur yok ederiz diye ve hakkımda 4.770 yıl’la örgüt kurmak iddiası ile dava açıldı. 28 ay cezaevinde tutuklu kaldım. Sonrasında ise Türkiye şartlarında hak aramanın artık mümkün olmadığına inandığım için ilk Brezilya’ya oradan da Tayland’a yerleştim.

Tayland’da ne iş yapıyorsunuz, hayatınızı nasıl sürdürüyorsunuz?

-Tabi ki yeni bir ülke de yeni bir hayat kurmak hele bir trans kadın için kolay değil. Elinizde var olan para da belli bir zaman sonra tükeniyor. Bu süreçte ilk dönemler Türkiye den gelen kişilere rehberlik ederek hayatımı sürdürdüm. Aynı zamanda kira gelirim vardı. Bu süreçte kendimi eğittim ve özel bir hastane’de çalışmaya başladım. Şuan çalıştığım hastanede bölüm başkanı olarak görevliyim. Ve yeni açılan hastanemizde de genel müdür olarak görev yapacağım terfi aldım.

Tayland’da LGBTİ bireyler için yaşam nasıl?, LGBTİ bireyler için yeterince özgür denilebilir bir ülke mi?

-Tayland budizm kültürünün etkisi ile ayrı bir hoşgörüye sahip. Elbette ki bu hoşgörü tüm budist ülkelerde aynı değil. Tıpkı İslam inancı gibi budizm inancı da ülkelerde farklılaşıyor. Tayland’da eşçinsel olmak ya da trans olmak toplumsal anlamda yadırganmıyor. Bir eşçinsel ya da trans her mesleği yapabilir. Doktor, hostes, polis … her işi yapabilir. Kimse yadırgamaz dönüp bakmaz bile.

Dünya’daki en hoş görülü ülkelerden biri olduğunu düşünüyorum. Ama elbette ki bazı eksiklikler var. Mesela bir trans kadın cinsiyet değiştirse bile resmi adı ve kimliği değişmiyor. Yasal olarak özel yasaları yok ama aynı zamanda da bir çok hakka sahipler. Ama çıkarılması gereken yasalar olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’ye geri dönmeyi düşünüyor musunuz?

-Türkiye ye gelmeyi elbette düşünüyorum ama şuan değil. Ülkeme adalet gelmeli, ülkeme düşünce özgürlüğü gelmeli, ülkemdeki insanlar eşit olmalı ki ülkeme döneyim. Ne yazık ki ülkem her geçen gün kötüye gidiyor. İnsanlar akın akın Türkiye’yi terk edip başka ülkelere iltica ediyor. Belki tarihinde hiç bu kadar göç vermemiştir Türkiye. İnsan haklarında geri gidiyoruz. Eskiden Türkiye’nin tüm ulusal kanallarında özel konuk olarak canlı yayınlara çıkardım. Şimdi ise LGBTİ ile ilgili haberler ya da konular yok denecek kadar az. Bizlere vebalı gibi bakıyorlar. Can güvenliğimiz olmadığını düşünüyorum.

Nitekim İçişleri bakanının bu konuda açıklamaları bazı dini grupların açıklamaları da LGBTİ düşmanlığını tetikliyor. Oysa ülkemi yönetenler her kesime destek olmalı. LGBTİ bireylerde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı uzaydan gelmediler. Ama ne yazık ki ülkemde LGBTİ bireylerin Türkiye’ye göç eden Suriyeli mülteciler kadar değerleri yok ne yazık ki. İşte tüm bu nedenlerle şuan Türkiye’de olsam bile ya da gelsem bile hak arama mücadelemi yapabilme imkanımın olmadığını düşünüyorum.

Adaletin ve demokratik haklarımızın askıya alındığını düşünüyorum. Bu sürecin kısa sürede de sonlanacağını düşünmüyorum. Ama mutlaka ülkeme dönüp ezilen, hor görülen, insan yerine konmayan en önemlisi insanca yaşama hakları verilmeyen LGBTİ arkadaşlarım için dönüp siyaset yapmaya devam edeceğim. Bu günlerde elbet geçecek. Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet sağlam temeller üzerine kurulmuş laik ve demokratik bir ülke. Geçmişte de olduğu gibi gericilik değil aydınlık kazanacaktır.

Türkiye’deki LGBTİ dernekler hakkında eleştirel paylaşımlarınız oluyor.. Derneklerden ne istiyorsunuz?

-Türkiye’deki dernekler Avrupa ve ABD gibi ülkelerden ve bu ülkelere ait konsolosluklardan aldıkları milyon dolarları ki bunu eleştirdiğim AKP’li içişleri bakanı Süleyman Soylu da doğruladı, 20.000.000 dolar diye. Bunu ben uydurmuyorum ama yıllardır güçlü şekilde sesi çıkan bu konuda güçlü eleştiriler yapan tek kişiyim.

Dikkat ederseniz bu derneklerde çalışan kişiler ve maaş alan kişiler hep aynı kişiler. Yıllardır değişmiyor.

Ve yaptıkları birkaç seminer birkaç uyduruk etkinlik ve prezartif dağıtmak dışında bir katkıları yok. Bir çok trans arkadaşımız öldürülüyor, hasta oluyor, tutuklanıyor. Bu milyon dolarlar alan derneklere rağmen kurmuş olduğum Trans Dayanışma Acil Yardım isimli facebook grubu aracılığıyla onlardan daha çok kişiye destek oluyorum.

Ücretsiz dilekçe yazmak,ücretsiz avukat sağlamak,zor durumdaki arkadaşlarımıza para toplamak,uyuşturucu sorunu olanı tedavi etmek gibi bir çok yardım. Ama bu derneklerden bu şekilde bu eylemi yok. Bir trans arasa hukuki destek vermekten acizler veya zor durumda kalan destek olmuyorlar.

Peki o halde bu dernekler bu milyon dolarları neden alıyor???

Sadece birkaç dernek yöneticisi lüks içinde yaşasın diye mi veriliyor bu paralar?

Aynı zamanda LGBTİ dernekler sadece Kürt LGBTİ’ler için kurulmuş dernekler değillerdir.

O halde neden bu dernekler haksızlığa uğrayan bir Eylül Cansın gibi kişilerin davalarına sahip çıkmadılar? Kürt olmadığı için mi sahip çıkmadılar?

Oysa LGBTİ olmayan Mısır Çarşısı sanığı Pınar Selek’e bile aylarca ve halen destek oluyor bu dernekler. Bir Ahmet Yıldız kadar değeri yok mu trans kadınların bu dernek için.

AKP geldiğinden beri neredeyse hiç sesleri bile çıkmıyor bu derneklerin ama tıkır tıkır paraları alıyorlar. Daha da önemlisi aldıkları bu paraları da LGBTİ bireylerden saklamak için elinden geleni yapıyorlar. Mali raporlarını açıklamıyorlar. Ne yazık ki ülkemizdeki LGBTİ bireylerde bu konularda bilinçsiz. Türk halkı gibi hakkını aramıyorlar.

Oysa ki bu derneklerin aldıkları bu milyon dolarlar sadece birkaç dernek yönetici Cumhurbaşkanı kadar maaş alsın sefa içinde yaşasın diye verilmiyor. Tüm Türkiyeli LGBTİ’ler için veriliyor. Ben bu haksızlığa karşıyım yoksa derneklere karşı değilim.

Şuan Türkiye’de LGBTİ derneklerinde bir tekelleşme var ve adeta sözde sivil toplum örgütü olan bu kurumlar rant kapısı olmuş durumda. 20 yıllık süreçte bu derneklerde çalışanların ve 1,2,3 dereceden yakınlarının mal varlıkları da araştırılmalıdır.

Yurt dışına kaçan bu derneklerin üyeleri neden iltica etmiştir? Bunlar ciddi şekilde araştırılmalıdır. Ve dernekler LGBTİ hakları için kurulmuştur herhangi bir siyasi oluşumun arka bahçesi olması için veya bölücülük için kurulmamıştır.

En eski dernek 20 yıldır var ve yöneticiler hep aynı kişiler. Türkiye’deki LGBTİ bireyler için bu dernekler ne gibi hak elde etmişlerdir? Bu edinimler nelerdir? Bu dernekler patronsuz pezevenksiz bir dünya istiyorlar neden iş yasalarında hak mücadelesi vermiyorlar?

Zannedersem anlatmak istediğim yeterince anlaşılmıştır. Zaten mantığını çalıştıran her kişi bunları fark edebilir. Kimsenin bir şey anlatmasına gerek yok.

Türkiye’de aktivizm ne zaman PARA için yapılmaya başladı işte o zaman Türkiye’de LGBTİ aktivizmi BİTTİ. Aktivizm para için değil gönüllü hak mücadelesi için yapılır. Aktivist’lik devlet memurluğu ya da özel sektör işçiliği gibi yapılmamalıdır.

Dilerim bu FON veren yani PARA veren kurumlar bir gün bu musluğu kapatır da Türkiye’de gönüllü gerçek aktivizm yapacak genç LGBTİ bireyler çıkar.

Tıpkı siyasi partilerdeki fosilleşmiş siyasetçiler gibi fosilleşmiş çıkarcı aktivist bozuntusu çıkarcılarda yok olur.

Ben her şeye rağmen gençlerden umutluyum.Türkiye tarihini de trans aktivistler değiştirecek.

Teşekkür ederiz.