bembeyaz kar taneleri düşmeye başladığında heyecanlandım… camın kenarına gidip elimi dışarı çıkardım. avucuma düşen kar tanelerini izledim, seni düşünerek. seversin sen kar’ı… sen de benim gibi heyecanlanırsın! çocuklar gibi mutlu olursun, hayallere dalarsın…

elime sımsıcak bir soğukluk değerken, camdaki yansımamın yanında seni gördüm… elinde çiçeklerle bekliyordun beni gülümseyerek. hatırladın değil mi? soğuk havada, sıcak duygularla beklemiştin beni, ben de sana gelmiştim…

işte o günleri gördüm camda, kendi yansımamın yanında! işte bak sen de görüyor musun? beyaz yumuşacık bir gündü… kapkara gözlerin o beyazlığın içinde kömür gibi göz alıyordu… bak bak! görüyor musun? nasıl da seviyordum seni, tıpkı bugünkü gibi…

görüyorsun değil mi? ben buradaydım, seni bekliyordum.. sen her seferinde bana geliyordun!!! bak şimdi de bekliyorum seni… ve yine karlar yağıyor… ve yine geldim cama, gülümsedin bana…

senin dudaklarından bahsettim karlara… “aynı sizin gibi onun dudakları” dedim. “ve sizin kadar keskin bizim sevgimiz, sizin kadar yakıcı, sizin kadar temiz”

bu kış, seni yine eskisi gibi seviyorum… ve eskisi gibi, baktığım her yerde seni görüyorum. serin dudaklarını hissediyorum yanaklarımda… ve gelmeni bekliyorum camdaki yansımamın yanında…

I-D

……………………………………………………………………………………………………………………

Yansımalar — Slow Motion…

***kan kusmuyorum, verem değilim, seni seviyorum!***

aynaya baktığında da insan “anti”sini görmez mi zaten? bir çeşit simetri değil midir insanın yansıması? hem antidir, hem simetriğidir, ama en güzeli gördüğü kendisidir! ve miligramlarla sınırlı değil aşklar… örneğin benimki tam 46 kilo bir aşk. tam da kendi ağırlığımca yaşıyorum aşkımı! seviyorum yansımamı 46 kilo kadar! yan etkisi mi? biraz uykusuzluk yapıyor aşırı dozda aşk… ve biraz da uçuruyor insanı!

nefesimde biyotik kokusu kabulümdür… eğer sen de biyotik kokuyorsan! senin kokuna değişmem hiçbirşeyi! biyotikse biyotik kokayım ben de senin gibi; bebekse ben de senin gibi bebek kokayım…

aşırı dozlarda kaybolmak, aska teslim etmek kendini… ne güzel aşırı dozda sevmek seni!

aynaya baktığımda kocaman gözlerini görüyorum yine… çocuk bakışlarını özlüyorum aşırı dozda! ve biliyorum ki biyotik kokmuyorsun, bebek kokuyorsun sen!

seni seviyorum antibiyotiğim! her derdime devasın sen benim!!!

I-D

Yansımalar — STOP!

PAMUK PRENSES, BİRKAC CÜCE VE TABİİ KÖTÜ CADI… E BİR DE AYNA:

1. DİYOLOG (ANALOG)

– Ayna ayna söyle bana, benden daha güzeli var mı dünyada?
– Yok kraliçem, siz en güzel insanısınız dünyanın (yalandan kim ölmüş)

2.DİYOLOG (KONFERANS)

– Ayna ayna söyle bize, bizden daha kısası var mı bu dünyada?
– Yok sayılır… Bir tek step iklimi bitkileri sizden kısa (dogru söyleyeni dokuz köyden kovarlar)

3.DİYOLOG (ÖZELEŞTRİ)

– Ayna ayna söyle bana, sıkılmıyor musun bütün gün orda?
– Benim de kaderim böyleymiş prensesim ama eğer kırarsanız bu aynayı ben de dışarı çıkıp sizin en yakın arkadaşınız olabilirim (iyilik yap iyilik bul kim kazanmış kötülükten)

Buradan çıkarılacak sonuçlar:

1-Cadı salak ve de saf ve hatta çirkin.
2-Cüceler kısa, hem de bayağı kısa; step iklimi onlardan da kısa.
3-Pamuk prenses iyi, temiz kalpli, ve aynaya baktığında ne sorması gerektiğini iyi biliyor.

I-D

……………………………………………………………………………………………………………………

Yansımalar — ve… ACTION!!

Atılgan diye bişey olsa keşke. olsa… şöyle derdim ona:

Atılgan yolları kısalt!
Atılgan boyumu uzat!
Atılgan sevgilimi buraya ışınla!
Atılgan beni sevgilime ışınla!
Atılgan bizi birbirimize ışınla!!!!!!!!
Atılgan bizi birbirimize kaynak yap!
Atılgan mucize yarat!
Atılgan beni Demi Moore yap!
Atılgan beni Drew yap!
Atılgan beni Punto yap!
Atılgan beni Oscar yap!
Atılgan beni kuş yap!
Atılgan beni deli etme!
Atılgan bana bedava uçak biletleri bul (ama ne gerek var zaten ışınlıyosun beni… olsun sen yinede uçak bileti bul bana, garanti olsun)!
Atılgan elin değmişken vize al bana!
Atılgan ailemi uzak diyarlara taşı (benden uzak, birbirlerine yakın)!
Atılgan manyağa bağlıyorum, biraz eğlendir beni!
Atılgan uçur beni (kendimden kaçır beni)!
Atılgan elini biraz çabuk tut, geç kalmak üzeresin!
Atılgan beni saat 6’da iş yerinden al, uçağa bindir (tek gidiş olsun, dönüşünü istemem)!
Atılgan ya uf yaa gerçek ol!
Atılgan nefret ediyorum senden!
Atılgan beni kraliçe yap (mümkünse İngiltere olsun)!
Atılgan uyuz musun?
Atılgan bana sabır ver!
Atılgan içki getir!
Atılgan bir müddet beynimi emanet al!
Atılgan ruhumu geri ver bana!

Atılgan….

please send me back to my REFLECTION…
please send me back to my “EXPRESSION”…

I-D

……………………………………………………………………………………………………………………

Yansımalar — fade in…

gerçek olmak zormuş, bunu anladım… insan olmak zormuş. harcanan hayatlara katılmak, öylece kalıvermek papatya tarlasının ortasında -bir papatya kadar ömrümle- zormuş. ben gülümsemeye çalıştım başıboş bir iyimserlikle aynalara, aynalar çekti beni en pis bakışlarımla…

ben aynalardan öğrenmeye çalıştım insanlığımı, ama sessiz kaldılar söylemediler bana güzelliğimi. kendime baktığımda göremedim yüzümün rengini. pamuk prensesin üvey annesi oldum hep, pamuk prensesin benden güzel olduğunu öğrendim. amacım en güzel olmak değildi, sadece “sen de güzelsin” demelerini istedim aynalardan…

Gülümsememin karşılığını bekledim, insanlığımı, hatalarımı, acılarımı, en güzel yanlarımı görüp de bana gülümsesinler istedim… ama üvey anneydim hep. kötü cadı…

şimdi, saçlarımdaki üç beş tel beyaz saçımı yoluyorum belki çocukluk yıllarıma geri dönebilirim diye. belki dönebilirim de annemin makyaj malzemeleriyle, yüzüme içten bir mutluluk çizebilirim…

o zaman en güzel bendim bütün bebekliğimle, en güzel bakışlarımla… şaşkın gözlerime, bir çift şaşkın göz cevap verirdi çocukluğumda.

gerçek olmadığını anladım artık. görüntüme sığınıyorum ve aynamın içine geri dönüyorum… en güvenli yer orası benim için…

I-D

……………………………………………………………………………………………………………………

Yansımalar — fade out…

Döküldü aynanın tüm sır’ları… Göremiyorum kendimi baktığım hiçbir yerde…

I-D

……………………………………………………………………………………………………………………

Yansımalar — zoom in & zoom out

annemden arta kalan değil miyim ben? annemin zoraki gençliğinden, çok kardeşli yalnız ortamından kalan değil miyim? genç kızlık hayallerinde düşünmeye cesaret edemedikleri ben değil miyim? içinde barındırdığı özgürlüğü ancak evlilikle ölçebildiğinde, o özgürlükten arta kalan ben değil miyim? hayal kırıklıklarında, sevgi azlığında, sıradanlığında, hayal ettiği ben değil miyim?

babamdan arta kalan değil miyim ben? tabanı delik ayakkabılarına, çocuk yaşta babalık yapmasına nefreti ben değil miyim? her şekilde yalnız kalan, her zaman olgun olan; düşüncelerinden arta kalan ben değil miyim? bir kızın aşkı ile yanarken o, sevgisinden arta kalan ben değil miyim?

kardeşimden arta kalan değil miyim ben? gençlik heyecanından atan kalbi ben değil miyim? gelecek hayallerin içinde, çok sesli fikirlerden saklandığı ben değil miyim? onun uykusundan, çocukluğundan arta kalan ben değil miyim?

ben arta kalmışım kendimden, diğerlerinden… tanrı’dan arta kalmışım ben… o bana diğerlerine vermediklerini vermiş. o bana, özgürlüğü evlilikte değil, hayatta aramayı vermiş. o bana insan sevgisini, kadın aşkını vermiş… o bana tabanı bütün, az kardeşli, sessiz bir aile vermiş. o bana, mutluluğu diğerlerinden farklı yerlerde arama duygusunu vermiş..

tanrı bana kendinden bir parça vermiş, tıpkı diğerlerine verdiği gibi. tanrı insanlara; diğerlerinden arta kalanları vermiş…

ama aslında kimin kimden arta kaldığını tam olarak bilememiş…

I-D

……………………………………………………………………………………………………………………

Yansımalar — hareketli kamera görüntüsü

Kucak aciyorum hayatin butun getirdiklerine… Baliklara, ciceklere, peri kızıma, trafik sıkışıklığına, ölenlere, yaşayanlara, agaçlara, hatta örümceklere, hatta kana, hatta en kötülere, hatta en iyilere, mutluluklara, acılara, gecelere, karanlığa, okyanuslara, pamuk gibi bulutlara, kelebeklere, gelinciklere, papatyalara, en büyük maceralara, küçük bebeğin ayak parmağına.anlamsız cümlelere, yıkılan hayatlara, yeni doğan güne, ölümcül hastalıklara, en yeni buluşlara, teknolojiye, geleneklere, anlamayanlara, kendilerini anlatamayanlara, kaybedenlere, hep kazananlara, gözleri gülenlere, sürekli ağlayanlara, ve hatta dostluğa ve hatta düşmanlığa ve hatta nefrete ve hatta çaresiz asklara, herşeye rağmen mutlu olanlara, körken gorebilenlere, sağırken duyabilenlere, kaprise, neme, intiharlara, kumar borçlarına, ve hatta insanlara, ve hatta kendime…

Kucak açıyorum hayata, bir peri kızından bana yansıyanlarla… Kucak açıyorum Tanrı’ya… Hepimiz O’ nun birer yansıması degil miyiz zaten?

I-D

……………………………………………………………………………………………………………………

Yansımalar — yakın plan çekim

sırlarımı kimse bilmez. acılarımı yüzümden okuyamazsınız benim… ne koparabilirsiniz hayattan beni, ne de yaşamamı sağlayabilirsiniz.

yalnızlığımı kimse bilmez. gözümdeki perdeyi kaldıramazsınız benim… ne gösterebilirsiniz güzellikleri, ne de kör olmamı sağlayabilirsiniz. hislerimi kimse bilmez.

yüreğimi yerinden çıkaramazsınız benim… ne hissedebilirsiniz vurulan bir ceylanın acısını, ne de iyileşmesini sağlayabilirsiniz.

beni kimse bilmez. aynadaki yansımam bile bilemedi beni…

I-D

……………………………………………………………………………………………………………………

Yansımalar — 50mm

Simdi hayatin ortasinda durmus aynaya bakiyorum da; aynaya yansiyan da benim, aynadan yansiyan da…

I-D

Reglnet – 2009