Transseksüelliği anlayabilmek için bazı kavramların anlamlarını iyi anlamamız gerekmektedir. Bu kavramlar insan cinselliğinin bütününü oluştururlar. Bunlar biyolojik cinsiyet, cinsel rol ve cinsel kimlik kavramlarıdır.

    Biyolojik cinsiyet:
Bir insanın erkek ya da dişi olmasıdır. Doğduğumuz andaki ilk belirlenen biyolojik cinsiyetimizdir.
    Cinsel rol:
Bir kişinin dişiliğini ya da erkekliğini ifade etme biçimi, yani ne kadar kadınsı ya da ne kadar erkeksi gibi olduğudur.
Cinsel kimlik:

Bir kişinin kendini erkeklik ya da dişilikle özdeşleştirmesidir.

Biyolojik cinsiyetle, cinsel rolün ayrı kavramlar olarak alma gereği, cinselliğin bedensel olduğu kadar beyinsel bir kavram olmasından kaynaklanır. ınsanların cinselliğinin toplum tarafından algılanışı insanlar, karakter ve davranışların belirli kültürel kalıplara uyması ölçüsünde dişi ya da erkek nitelikli sayılırlar şeklindedir. Ancak cinsel rolün, toplum tarafından algılanışı ile bizzat kişi tarafından algılanışı farklıdır. Bir örnekle açıklarsak, dış cinsel organlarından dolayı çevresi tarafından erkekliğe uygun görülen kişi, kendini tam ters yönde algılayabilir. Yani kendisine yakıştırılan cinsel rol ile kendine yakıştırdığı cinsel kimliği farklı olabilir. Uzun vade de bu kişinin cinsel rolüyle değil de cinsel kimliği ile bütünleşmesi, yani erkek cinsel organlarından dolayı kendisine uygun görülen erkek rolüne göre yetiştirilmesine rağmen dişi kimliğini benimsemesi çok mümkündür. Bu tür durumlar çok sık görülmemekle birlikte insanların cinsel kimliğinin fiziksel durumları ve görünüşteki davranışları ile değil, yalnız ve yalnızca kendilerini dişilik ya da erkeklikle özdeşleştirmeleri ile belirlendiği ortaya çıkar.

ınsanların büyük çoğunluğunda cinsel kimlik ile cinsel rol gerek toplumsal algılanışı gerekse kendi algılayışı bakımından aynıdır. Yani çoğu erkek yalnızca erkeklik rolünü oynamaz, aynı zamanda onu özümser ve benimser. Bir çocuk doğduğunda dış cinsel organlarına bakılarak hemen cinsiyeti tespit edilir ve o andan itibaren takılan adla, giydirilen renkle, alınan oyuncakla ve desteklenen davranışlarıyla diğer cins ile aralarında farklar yaratılmaya başlanır. 3-4 yaşlarındaki bir çocuk kendini erkeklik ya da kadınlıkla özdeşleştirmiş olur ve tipik erkek ya da kadın davranışını üstlenir. Böylece çocuk henüz kendi başına karar alabilecek duruma gelmeden cinsel rolü, biyolojik cinsiyetine uydurulmuş olur. Bu kurala uymayan durumlar istisnalar ya da sapmalar olarak ele alınır. Tamamen kadın ve tamamen erkek olanların iki ucu oluşturacaklarından hareketle bunlar arasında kalan ve büyük çeşitlilik gösteren fiziksel ya da ruhsal sapmalar demetine intersex adı verilir.

Transseksüellere uygulanan ve aslında pek titizlikle seçilmiş bir kavram olmayan cinsiyet değiştirme kavramı yerine cinsiyetin düzeltilmesi kavram olarak daha doğrudur. Çünkü bir insanın cinsel kimliği değiştirilemediğine göre cinsiyetini gerçek anlamda değiştirmek olanaksızdır. Cinsiyetin tespiti için doğumda dış cinsel organların görünümünü kıstas almak yanlış bir davranış değildir. Çünkü büyük bir çoğunlukla, tespit edilen cinsiyetle sonradan ortaya çıkan cinsellik ve cinsel rol, cinsel kimlikle denk düşmektedir. ınsanın cinsel kimliği doğuştan var olan özelliklerdendir. Ancak insan cinsel varlığının farkına varana değin anlaşılamaz. Bu bakımdan transseksüellik daha çocukluk çağlarında kendini belli eder. Transeksüelliğin teşhisine ve tedavisine ilişkin uluslararası sağlık standardları 1979 da yayınlanmış, B.M. Dünya Sağlık Teşkilatınca kabul edilmiştir. Tıbben Gender Disphoria adı verilen transseksüelliğin, teşhis edilmesi için aranan nitelikler bilimsel olarak belirlenmiştir. ılk cinsiyetin düzeltilmesi ameliyatı tam olmasa da 1912 de Berlin’de biyolojik kadın transseksüellere uygulandı. Yine Berlin’de biyolojik erkek transseksüellere ilk ama tam gerçekleşmeyen bir ameliyat 1920 de gerçekleştirildi. ılk tam anlamıyla gerçekleşen ameliyat 1931 de Berlin’de yapıldı. Ameliyattan sonra Dorchen adını alan Rudolph 10 yıldan fazla Dr. Hirschfeld’in enstitüsünde hizmetçi olarak çalıştı. ılginçtir ki, bu ameliyat ve sosyal kimlik bilgilerinin değiştirilmesi Nazi Almanya’sında yasaldı. Bazı Avrupa ülkeleri örneğin ısveç 1972 de, Almanya 1981 de, ıtalya 1982 de, Hollanda 1985 de ve Türkiye 1988 de bu işlemi yasal hale getirdi.

Cinsel organları incelendiğinde bir transseksüel hiç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kadın ya da erkektir ve çoğu kez üretken durumdadır. Ama kendini başka cinsiyetteki bir bedenin içinde tutsak hisseder ve kendisine yakıştırılan cinsel rolden sorumlu olan cinsel organlarından nefret eder. Yani biyolojik cinsiyeti ile cinsel kimliği arasında bir uygunsuzluk vardır ve bunun düzeltilmesi gerekir.

Çoğunlukla cinsiyet ile cinsel kimlik arasındaki zıtlık ve bunun açıklanmasındaki zorluk anksiyete, depresyon gibi bazı psikolojik rahatsızlıklar biçiminde kendini ortaya koyar. Bu gibi durumlar tıbbi yardım gerektirdiğinden ilk teşhis terapist tarafından konulur. Transseksüel kişinin cinsiyetinin düzeltilmesi arzusu geçirdiği depresyonun şiddetiyle genellikle doğru orantılıdır. Kişi ya tamamen yaşamından ya da toplumsal konumundan vazgeçmek kararını vermek zorunda kalır. ıstatistiklere göre transeksüellerin %20 si 1. şıkkı seçmektedir. Aslında toplumsal açıdan bakıldığında her iki seçimde bir bakıma intihardır. ıkinci şıkkın bir intihar konumundan çıkarılması için toplumun bu konuda eğitilmesi önem kazanır. Kararını önce ailesine söyler, genellikle bu evlat ailesi tarafından reddedilir. ış yerinde patronuna söyler, genellikle işinden atılır. Gerçek kimliğinde daha mutlu ve dengeli bir insan olarak toplumda faydalı bir birey olarak yaşaması mümkünken toplum tarafından dışlanan bu kişi yasal olmayan yollara başvurmak zorunda bırakılarak toplum açısından asalak bir birey durumuna gelir. Bu insan savurganlığından başka bir şey olmadığı gibi toplumsal kalitenin de bozulmasına yol açar. Bu insanın tek kusuru cinsel yönden hatalı/sakat doğmuş olmasıdır.

Cinsiyetin düzeltilmesi için ameliyat yasalsa da bu yeterli değildir. Ayrıca ömür boyu sürecek hormon tedavisi ve bir takım estetik ameliyatlar geçirmesi gerekir. Bu oldukça yüksek bir maddi yük getirir. Bugünkü(1997) koşullara bu miktar 2 Milyar TL.nin üstündedir.Ayrıca daha da zor olanı biyolojik erkek bir transseksüelin sadece yüzündeki kıl sayısı 30,000 civarındadır ve bunların kökleri elektrikle yakılarak, 1-2 saatlik seanslarla 300-500 saatte alınabilmektedir. Bu işlemin toplam faturası cinsiyeti düzeltme ameliyatının faturasının çok üzerindedir ve 1-2 yıl sürer. Sadece hormon tedavisinin aylık gideri (1997) 5 Milyon TL. civarındadır. Gardrobunu yeni baştan oluşturmak zorundadır. En önemlisi yaşamak istediği cinsel rolün toplum tarafından kabul edilebilmesi için cinsel rolün gerektirdiği davranış modeline uyum sağlaması gereklidir. Bu davranış modeli normal bir insana daha çocukluğundan başlayarak, yetişkin bir insan olana kadar ailesi ve arkadaşları tarafından öğretilerek, özendirilerek, düzeltilerek uzun bir zaman dilimi içinde yerleştirildiği halde, bu kişilerden bu davranış modeli sanki insanın doğal bir yeteneği imiş gibi hemen bu modele uygun davranması beklenmektedir. Hormon tedavisi ile bir biyolojik erkek transseksüelin nispeten kabul edilebilir bir kadın görünümü alması ve davranış modelini oturtması en az iki yıl, tamamen bir kadın görünümü alması ise 8 yıl sürmektedir. Batı ülkelerinde bu süreç içindeki eğitim ve tıbbi destek, bu konuda uzmanlaşmış personel tarafından profesyonel bazda verildiği halde, ülkemizde bir transseksüel bu eğitimi ancak transseksüel arkadaşlarından amatör bazda alabilmektedir.

Transeksüelliğin teşhisi ve tedavisine ilişkin sağlık standardları 1979 da belirlenmiştir. Bir çok ülkede uygulanan sistem: Transseksüel teşhisi konan kişi terapisti tarafından cinsiyetin düzeltilmesi için fiziksel ve ruhsal desteği sağlamakla yükümlü merkezlerden birine tavsiye edilir. ılk 3-4 aylık hormon tedavisinden sonra bireyin karşı cinsiyetin cinsel rolünde toplum içinde en az 2 yıl, günde 24 saat, hormon tedavisi görerek yaşaması istenir. Bu süreç için kendisine karşı cinsiyetin kimliği ve hakları yasal olarak sağlanır. Yani bir biyolojik erkek transseksüel cinsiyetin düzeltilmesi ameliyatını geçirmeden önce yasal kimlik bilgileri kadın olarak değiştirilerek en az iki yıl bu rolde yaşar. Bu süre içinde kendisine bu role uyum sağlaması için gerekli tüm eğitim ve ruhsal destek verilir. En az 1 yıl sonra yeni rolüne sağladığı uyuma göre kendisine ameliyat izni verilir veya bu denemeye devam etmesi istenir. (Amerika, Fransa, ısviçre, Yugoslavya, Avusturya, v.s.)

Ülkemizdeki durum ise çok farklıdır. Bir transseksüelin yasal olarak kimlik bilgilerinin değişebilmesi için, bu ameliyatı geçirmiş ve ruhsal kimliği ve davranışlarıyla yeni cinsiyetinin gerçek bir üyesi durumuna gelmiş olması gereklidir. (Türkiye, Almanya, ıtalya, Hollanda ve ısveç) Bu durumda ameliyat öncesi gerçek yaşam testi yasal olarak uygulanabilir değildir. Bir transseksüel en azından, emniyet birimlerinin arasıra yaptığı kimlik kontrollerinde kimliğini ispatlıyamıyacağından şüpheli şahıs olarak göz altına alınacaktır. Böylece toplumsal baskı yanında, yasal bakımdan illegal bir kişi haline gelmek te göze alınması gerekli engellerden biri olarak karşısına çıkar. Herşeyi göze alan transseksüeller ameliyat olup, resmen kimliğini alabilir duruma gelene kadar uygulanan toplumsal ve yasal baskılar nedeniyle toplum açısından çoğunlukla sağlıksız bireyler haline gelmektedirler. Bir transseksüelin en doğal hakkı olan (toplumun büyük çoğunluğunun zaten doğal hakkı olan) cinsel kimliğine uygun ve yasalara uygun yaşama hakkı yetersiz düzenlemelerle kişinin elinden alındığı gibi, toplumsal yapıda istenmeyen bozulmalara da sebep olmaktadır. Yine de ülkemizdeki bu yasa Brezilya gibi bazı ülkelerin yasalarından daha medenidir.
ilk olarak 09.Ağustos 1997 de hazırlandı ve 12 Ocak 2000 de yeniden düzenlendi.
geocities.com/Wellesley/3116/first.html

Not: Geocities 2009’da kapandı