Amerika’daki Türklerin gazetesi Posta212’den Doğucan Cömert’in haberi…

New York Barosu avukatlarından Gökhan Yazıcı, bir seneyi aşkın bir süre önce, Amerikan Anayasa Mahkemesi’nin, Windsor davasında bir yasal prensibi değiştirecek, ilerici ve yeni bir yasal kavram getirecek bir karara imza attığını kaydederek, mahkemenin ‘Evliliğin Korunması Kanunu’nun 3’üncü kısmının Anayasa’ya aykırı olduğuna karar verdiğini söyledi.

CLINTON DÖNEMİNDE HAZIRLANMIŞTI

DOMA (Defense of Marriage Act) olarak bilinen Federal “Evliliğin Korunması” Kanunu’nun, 1996 yılında Bill Clinton’un başkanlığı döneminde hazırlandığını ve yürürlüğe konduğunu vurgulayan Yazıcı, “Söz konusu kanunun 3’üncü kısmı, Federal Hükümet’in, kendi eyaletlerinde yasal olarak evlenmiş olsalar dahi lgbti çiftlerin, Federal Kanunlar ve programlar tarafından tanınmasını önlüyordu. Böylece, yani Amerika’nın en yüksek mahkemesinin verdiği bu tarihi anayasaya aykırılık kararıyla, Amerikan Federal Hükümeti’nin, ister karşı cinsler arasında yapılmış, isterse hemcinsler arasında yapılmış olsun, bütün evlilikleri Federal Kanunlar önünde eşit olarak tanımasını sağlamış oldu. Ancak burada eyaletlerin hemcinsler arasında yapılan evlilikleri tanıyıp tanımamakta serbest olduğunun da altını önemle çizmek gerekiyor” dedi.

FARKLI BİR EYALETTE OLABİLİR

Göçmenlik Hukuku’nun, Federal Hükümet tarafından ülkeye, kimin, ne kadar süre için, hangi şartlarda gireceğini ve Amerikan vatandaşlığının kazanılma şartlarını düzenlediğini kaydeden Yazıcı, “Nihayet ülkeye izinsiz giriş yapan ya da vizeyle girip, kalış sürelerini aşan yabancıların ülkeden çıkarılma ve sınır dışı edilme usullerini belirler. Amerikan Anayasası göçmenlik alanında münhasır yetkiyi Kongre’ye vermiştir ve bu sebeple Göçmenlik Hukuku Federal yasalarla düzenlenmiştir. Ülkenin en yüksek mahkemesinin bu kararı ile son bir yıldır hemcins evliliği yapan Amerikan vatandaşları ya da Green Card sahipleri, eşleri için göçmen vizesi ve daimi oturum izni (Green Gard) için başvurabiliyorlar ve aile birliğinin dağılmasını önleyebiliyorlar. Ayrıca hemcinsleri ile evlenen lgbtiler de, karşı cinsle evli kişilerin yararlandığı aynı haklardan, örneğin eşinin çocuğuna göçmenlik vizesi için sponsor olabilmesi ya da diğer hakların yanı sıra, aile içi şiddet mağdurlarının sınır dışı edilmesinden korunma gibi benzer haklardan yararlanabiliyorlar. Hemcinsleri ile evli çiftler, hemcins evliliğine yasal imkan tanıyan bir eyalette evlenmiş olmak şartıyla, karşı cinsle evlilik yapmış olan çiftlerin yaralandığı bütün göçmenlik haklarından faydalanabiliyorlar. Ayrıca bunun için, hemcins evliliğinin yasal olarak izin verildiği bir eyalette yaşamak şartı da aranmıyor. Daha başka bir ifadeyle, göçmenlik hukuku çerçevesi içinde düşünüldüğünde, hemcins evliliğini tanıyan bir eyalette evlenmek zorunda olsalar da lgbtiler, hangi eyalette yaşarlarsa yaşasınlar, Amerika’nın neresine taşınırlarsa taşınsınlar, Federal Hükümet tarafından evlilikleri tanınıyor ve federal bir yasa olan Amerikan Göçmenlik ve Vatandaşlık Kanunu’nun bütün evli çiftlere tanıdığı hak ve imkanlardan faydalanabiliyorlar” diye konuştu.

K VİZESİNİN AVANTAJLARI

lgbti nişanlıların göçmenlik hukuku karşısındaki hakları açısından bakıldığında, K Vizesi’nin nişanlıların uzun süre ayrılıklarını önlemek ve aile birliğini teşvik ve desteklemek amacıyla düzenlenmiş olduğunun açıkça görüleceğini söyleyerek konuşmasına şöyle devam etti.

Evliliğin Korunması Kanunu’nun 3’üncü kısmının (Section 3 of DOMA) Mahkeme kararı ile Anayasa’ya aykırı bulunup kaldırılmasıyla beraber hemcins nişanlı çiftlerin, 21 yaşının altındaki bekar çocuklarının da Amerika’ya yasal olarak girebilmesine izin verilmiş oldu.

Bu çocuklar, giriş yaptıkları günden itibaren 90 gün içinde nişanlı çiftin evlenmelerine imkan veren K vizesinden yararlanabiliyorlar. Ayrıca lgbti nişanlı derhal çalışma iznine başvurabiliyor ve evlilik yapıldıktan sonra da, yabancı eşin daimi oturma izni (green card) alabilmesi için başvuru yapılabiliyor.

29 Ağustos 2014