Köşe Yazarları › Türkiye LGBTİ Birliği

Köşe Yazarları

Transgender Nedir?

Trans bireylik birçok kişi tarafından yalnızca kadından erkeğe, erkekten kadına geçiş yapan/yapacak kişi olarak sanılmakta. Transgender bir çatı terimdir. Altında Binary ve Non Binary olmak üzere iki alt kol bulunmaktadır. Bunu eklediğim şemadan inceleyebilirsiniz.  Binary yani ikili cinsiyet , ftm/mtf  geçiş süreci olan, geçiş yapan kişilerdir. Nonbinary ise ikili olmayan cinsiyet yani kendini her hangi bir cinsiyete ait hissetmeyen, tek bir cinsiyete ait hissetmeyen kişidir. Non Binary şemsiyesinde ise alt 

Körler Ülkesi Hikayesi!

Zamanın birinde bir köy varmış, kuş uçmaz kervan geçmez bu köyün özelliği sakinlerinin tamamının kör olmasıymış, tabi köydeki hayat kör düzene göre işlermiş, herkes ebedi bir karanlıkta olduğu için alışmışlardır böyle yaşamaya, ve tüm körler yaşamın bu şekilde olduğunu sanırmış, ağacın hışıltısı gelir ama rengi bilinmez, gülün kokusu gelir ama göz alıcı güzelliğini bilmezler, elmanın tadını bilir ama hangi ağaçta yetiştiğini bilmezler. vs vs.. Gel zaman git zaman köyde bir

Eşcinsellik hastalıktır diyen sözde akademisyene yanıt!

Profesör, doçent gibi akademik unvanlar kendi uzmanlık alanı üzerine doktora yapmış bilim insanlarına verilir.  Bilim insanları beşerî veya pozitif bilimlerde bilimsel metotları gözeterek araştırma yapan, aynı zamanda eğitim veren ve tüm bunları belirli bir topluluk içerisinde diğer bilim dalları ile çelişmeden ve birbirinden yararlanarak sürdüren, belirli etik kuralları ve metodu benimseyen insanlardır. İlahiyatçıların uzmanlık alanı olan din, hiçbir bilimsel temele dayanmadığı gibi birçok bilimsel gerçekle de çelişir durumdadır. Aynı zamanda

Gidilen Zaman

insanların gittikleri yeri bildiği zamanlar, sadece otobüse, uçağa bindikleri zamanlardır. insanlar, insandan çok başka şeydir. insanlar, onlara inanılan an’lar kadardır. konular yavaşça tüketiyordu kendilerini. bir biz kalmıştık bize yetebileceğimiz kadar, bir de şu radyasyon üreteci cep telefonlarımız elimizde. ben seni düşünüyordum. şoförün önünde cüzdanını sallayan insanlar çoğalıyordu ve ben seni düşünüyordum tüm yolculuklarımda. sana anlatacağım an’ları düşünüyordum. sana hazırlayıp söylemeye utandığım tüm güzel sözcükleri bir kağıda toplayıp, sanki sen onları başkasından

İkarus

Korkuyordum, aslında korkmuyor gibiydim. Duygu karmaşasına girmiştim. Arkamda birilerinin beni takip ettiğinden korkup; arkamda beni kolladığını düşünerek kendimi güvende hissediyordum. Çantamdan ördeğimizi(onunla çocuğumuzdu) aldım, sımsıkı avucumun içersine sardım ve nereye gideceğimi bilmeden yürümeye başladım. Sabah 4.37. onun mahallesindeyim. Onun evinde. Kapıyı hızla çektim. Gözlerimi kapattığımda kulağımda ‘bu evden çıkarsan bir daha asla yüzümü göremezsin.’ Eşliğinde onun yüzünün her zerresi, gözleri, kirpikleri, öpmeye doyamadığım burnu, gülümsemesinin hiç eksik olmasını istemediğim dudaklarından

Portakal Çiçekleri

Portakal Çiçekleri Çiçek kokularıyla sarmalanmış yatıyordu iki çıplak beden. Pürüzlü tenlerine çiğ düştü sabahın ilk ışıklarında. Uygarlığın iki ‘uygunsuz’ anıtı. İki ölü. Nergis ve Leyla.   Miras değildi isimleri. Hissettikleri gibiydi daha çok. Atıldılar bir koruluğa. Eksik kaldı sevişmeleri. Telaşsız iki âşık. İki ölü. Nergis ve Leyla.   Çiğnenen yaprakların hışırtısı duyulmadı uzaklardan. Hırpalanmış bedenlerini birer birer taşıdı cansız siluetler. Portakal çiçekleri kapandı sonra. İki kimsesiz beden. İki ölü. Nergis