İnsanoğlu Organize Hayvandır

İnsanoğlu Organize Hayvandır

Lgbti.org’un bu ayki söyleşi konuğu: Efe Aydal ile lgbti hakları, dine yaklaşımı ve ateist olmasına giden süreci konuştuk.

Ahlak size ne anlam ifade ediyor?

“Ahlak” denilen şey toplumları bir arada tutacak, birlik içinde olmasını sağlayacak bazı kurallardır. O yüzden topluma ve zamana göre değişiklik gösterebilir. İnsanoğlu biliyorsunuz organize hayvandır! İnsanı hayvanlardan üstün kılan en önemli özelliği organize olabilmesidir. Ahlak kuralları da genel olarak yazılı olmayan kurallardan oluşur… Mesela hırsızlığı ahlaksızlık olarak kabul eder bir çok topluluk, çünkü insanların birbirinden çaldığı bir toplum doğru düzgün organize olamaz. 

Şu anda ahlak denilince “cinsel ahlak” en başta kabul ediliyor. İnsanların evlenmeden zina yapmamaları, komşusunun karısına kötü gözle bakmaması gibi birçok olgu da yine toplumun organize olabilmesi için bireylerin birbirine girmemesi, toplumun çürümemesi adına konulmuş kurallar. Genel düşüncenin aksine ahlak dinden gelmez!.. Din o dönemin ahlakını pekiştirebilmek için kullanılır, yani yukarıdan seni görünmeyen bir tanrı takip ediyor fikri. 

Ateist bir toplum daha mutlu, huzurlu ve barışçıl bir toplum mudur?

Bu sürekli konuştuğumuz konulardan bir tanesi, din şu anki birçok negatif etkinin sebebi gibi gözüküyor… Bazılarının aşırı zengin yaşaması, bazılarının fakir olması ve savaşların olmasının sebebi bence din değil, esas sebebi insanların çoğunun kendi kafasını çalıştırmak yerine sürü psikolojisine sahip olması. Bir lider olsun o liderin peşinden gideyim, onun dediği her şey doğru olsun, ben kendi kafamı kullanmak zorunda olmayayım! Bu insanın doğasında var olan bir şey kabilecilik, bir kabile lideri belirlemek ve onun peşinden gitmek iç güdümüzde olan bir şey, daha mutlu, huzurlu ve barışçıl toplum olmak istiyorsak içgüdümüzün farkında olmamız lazım. İnsanlara bunu öğütlememiz lazım. 

Kendi beyinleriyle düşünebilen, söylenen her şeyi karşı olduğu otorite bile olsa körü körüne inanmayan ve bunu küçüklüğünden beri başarmış olması gerekir bireylerin. Eleştirel düşünceyi öğrenmemiz lazım, asıl sorunumuz budur! 

Ekonomik olarak denge çok fazla sağlanamadığı sürece din olsun veya olmasın çok fazla bir şey değişmez… 

Ateist olduktan sonra hayata bakış açınızı nasıl şekillendirdiniz?

Ateist olana kadar çok fazla düşünen birisi değildim, özellikle özgür düşünceden korkuyordum. Çünkü çok fazla soru sorarsam, bunun günah olacağını biliyordum. Bazı şeylerin çok fazla kurcalanmaması gerektiğini düşünüyordum, daha pasifize olmuş bir haldeydim. Tek amacım dünyadaki zamanımı doldurmak sonra da ölmek ve gerçek dünya olarak kabul edilen öteki dünyaya gitmekti. Ölene kadar iyi-kötü beni idare edecek bir işim olsun bana yeter mantalitesinde olan birçok insandan biriydim. “Din insanı uyuşturur” diyorlar, buna inanarak doğmuş, buna inanarak büyümüş insanlar, gerçekten pasifize edilmiş bir hayat yaşıyor. Bunu kendimde gördüm.

Ateist olduktan sonra her şeyi sorgulamaya başladım. Her şeyin mantıklı açıklamasını aramaya başladım. Her insan gibi benim de öleceğimi fark etmem ve öteki dünyanın olmadığını öğrenmem beni çok üzmüştü. Şok olmuştum! İnsanı günlerce sıkıntıya sokan bir şey bu ama atlattıktan sonra var olan hayatınızı çok daha dolu dolu yaşamasını öğreniyorsunuz.

Hiçbir konuda kafanıza beyninize gem vurmamayı öğreniyorsunuz ve hatta şu anki ünümü bile buna borçlu olabilirim. Tamamen eleştirel düşünen bir adam olmama.  Gençken herkesin kabul ettiği şeylerin tersini söyleyince arkadaşlar arasında çıkıntı sayılıyordum. 

Birçok insan diyor ya “Ateist isen öldüğün zaman öleceğinin farkındaysan o zaman yaşamanın bir anlamı yok.” Tabii dinden çıkmış insanlar hayatlarını sıfırdan şekillendirmek durumunda kalıyorlar.

İbrahimi dinlerin LGBTİ bireylere karşı tutumunu nasıl değerlendirirsiniz?

Dediğim gibi toplumların bulunduğu mekan ve zaman önemli biliyorsunuz o zamanlarda nüfus sorunu çok fazla var. İnsanlar hastalıktan ölüyorlar, savaşlarda askerlere ihtiyaç oluyor o yüzden ülkeler, nüfuslarını mümkün olduğu kadar hızlı üretmek istiyorlar. Nedenini bilmiyorum ama oğlancılık çok fazla yaygın ve öyle ki ismini vermek istemediğim bazı kişiler, kadınları sadece üreme amaçlı kullanıyorlar.

Toplumdaki bireylerin sayısının artmasına yani insanların hızlı üremesine gem vurduğu için insanların eşcinselliği kafaya bu kadar çok takmış olduğunu düşünüyorum. O yüzden bu olay semavi dinlere yansımış. Tevrat’ta eşcinsellikle ilgili çok sert kurallar koymuşlar, islam dini de birçok kuralı Tevrat’tan alıyor. Domuz eti yemenin yasak olması gibi bu ve benzeri kurallar birbirinden geçerek yayılıyor.

Ama işte sorun şu; O zamana kadar gelen kanunlar, Tanrı tarafından gelmiş olduğu için Tanrı da her şeyin en doğrusunu bilen kişi olduğu için Tevrat’tan 3000 sene sonra aynı mantalitenin geçerli olması gerektiğini düşünüyorlar. Dinlerdeki en büyük sorun bu! 

İbrahimi dinlere inanan LGBTİ bireyler hakkındaki düşünceleriniz?

İnsanlar doğar doğmaz ailelerinin inandıkları din neyse, kimliklerine o din yazıldığı için kurallarını bilmeden o dinin bir üyesi oluyorlar. Sadece lgbti bireyi olmaları değil, alkol almak ve zina yapmak bu tür dinlerde yasak ve yine bu yasak şeyleri yapanlar İbrahimi dinlere mensup olduklarını söyleyen kişiler. Bu tabii ki bir çelişki ama bu çelişkinin sebebi de az önce belirttiğim gibi insanların inandıkları dinlerin kurallarını bilmeden doğuştan anne ve babalarının dinine mensup ettirilmeleri ve o şekilde devam edilmesi. 

Ateist LGBTİ bireylerin İbrahimi dinlere ve o dinlere inananlara karşı tutumu nasıl olmalı?

Dinlere inanan kişilerin içinde, mutlaka eşcinselliği lanetleyen düşünceler olacaktır. Yalnız laik bir ülke olduğumuz için bu sayı, şeriatla yönetilen ülkelere göre çok daha az. Dinci kişilerin söylediğinden yola çıkarak bütün müslümanların lgbti bireylerine düşman olduğunu düşünmemek lazım. Azınlıkların kendilerini kabul ettirmeleri için yapmaları gereken en doğru şey: insanların takdirini kazanmak.

Ateist olup DSÖ’nün eşcinselliği hastalık statüsünden çıkarmasını “ahlaki” açıdan yanlış bulan insanlar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Eşcinselliğin ahlaki olarak yanlış olduğunu söyleyen insanlar, genellikle muhafazakar kişiler oluyorlar. Şahsi görüşüm, eşcinselliğin hastalık statüsünden çıkarılması doğrudur. 

Cinsel istek denilen olay: aşkın ve sevginin temelinde üremek ve üremenin temelinde ise çocuk sahibi olmak ve aile bağı kurmak vardır. İnsanlar sürekli mutasyona uğruyorlar, genleri sürekli değişiyor. İnsanlar olmaması gereken şeyleri sürekli yapıyorlar ama bunların hangileri hastalık, hangileri bozukluk, hangileri mutasyon belli değil.

Örnek vermek gerekirse: Bizler aslında yapı olarak dört ayak üzerinde yürümesi gereken varlıklarız, iki ayak üstüne çıktığımız zaman fiziksel olarak çok fazla sorunlar yaşadık. Çocuk doğururken bu kadar zorlanmamızın sebebi budur ama iki ayak üstüne çıkmak hastalık diyemeyiz çünkü, bize avantaj da sağladı. Bunun haricinde “renk körlüğü” hastalıktır denebilir ama doğada renk körü olan hayvanlar ve renk körü olan insanların, zamanında saldırganları o ormanın içinde daha iyi algılayabiliyormuş. Bizim şu an hastalık dediğimiz renk körlüğü o zamanlar bir avantajmış. Neyin hastalık, neyin avantaj olduğu duruma göre değişebilir. Eşcinselliğin de şu anda durumundan memnun olanlar için bir dezavantajının olduğunu düşünmüyorum. 

Seks işçiliği veya seks işçileri hakkında düşünceniz?

Seks işçiliği çok zor ve pis bir iş! Bir o kadar da gerekli bir iş, şu anda devlet bu işe kontrollü olarak izin vermeli. Sanırım bu zaten oluyor. İleride insandan ayırt edilemez şekilde robotlar çıkarsa o zaman bu mesleğe ihtiyaç kalmayabilir. Ancak o zamana kadar maalesef gerekli olan bi iş, gerçekten bu iş yasak olsa cinsel saldırı olayları çok daha fazla artacaktır.

LGBTİ bireylerle çalışır mısınız, daha önce filmlerinizde LGBTİ bireyler yer aldı mı? Almadıysa, yer verir misiniz?

Benimle birlikte çalışan insanlara dinlerini, ırklarını ya da cinsel oryantasyonlarını sormuyorum. 

O yüzden benimle çalışıp çalışmadıklarını bilmiyorum. Aynı soru: “Kürt biri ile çalışır mısın?”, “Müslüman birisi ile çalışır mısın?” diye de sorulmuştu, hepsi için cevabım aynıdır. İnsanlara ne olduklarını sormuyorum, benim için karekterleri önemli. Hatta bazı durumlarda özellikle eşcinsel oyuncu ihtiyacı olabilir, çünkü çoğu hetero oyuncu eşcinsel rolünde zorlanıyor ya da kabul etmiyor.

Evlilik hakkında düşünceleriniz? Eşcinsel evlilik “evlilik eşitliği” hakkında ne düşünüyorsunuz? Destekliyor musunuz?

Destekliyorum, başa geldiğim zaman getireceğim devrimlerden birisi olacaktır. Bazı ülkelerde “Evlilik Eşitliği” için referendum yapılıyor ve çoğunluk istemiyor. Bunun referendum olması çok saçma, çünkü azınlığın istediği bir şey bu, azınlığın istediği bir hakkı çoğunluğa sormak mantıklı değil.

“Eşcinsel evliliğe izin verirsek milletin ahlakını bozarlar” diye bir durum yok. Ancak bu durumun kötüye kullanılmasının önlenmesi lazım. Nefsin ve neslin devamı deyip insanları bir an önce evlendirmeye çalışıyorlar, o yüzden de evlenenlere çok büyük avantajlar sağlanıyor. Öğrenciyse kredisini silebiliyorlar veya çok büyük kolaylıklar sağlıyorlar, evlenenlere eşten dolayı tayin hakkı verilebiliyor. O yüzden kesin olarak sahte eşcinsel evlilikler olacaktır. Bunun bir şekilde önüne geçilmesi lazım.

Çocuğunuz eşcinsel olursa?

Her insan ne kadar medeni gözükse de çocuğu kendisi gibi olsun ister, o yüzden böyle olursa kendisine psikolojik bir baskı yapmam ama çocuğum benim gibi olsun isterim.

Her şeyden önce, her erkeğin içinde “çocuğum benim gibi heteroseksüel olsun, benim tuttuğum takımı tutsun, benim politik görüşümü benimsesin” düşüncesi vardır. Çünkü içten içe her erkek çocuğunun kendisinin küçük bir kopyası olsun ister.

Sadece toplumda göze batmamak için inançlı görünen insanlar hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bununla ilgili çok fazla geri dönüş alıyorum. Doğru bulmuyorum. Bazı kişilerin özel sebepleri var, çok büyük sıkıntı yaşayacaklarını söylüyorlar. Onlara bir şekilde empati yapabiliyorum ama insanların mümkün mertebe inançsız olduklarını söylemeleri lazım. Mümkün mertebe direnebilmeleri lazım, çünkü ne kadar çok kişi olursak insanlar bizim gibilerin varlığını o kadar kabullenir. 

İnsanlar bizi görüp “vay be, bunlar bize söylendiği gibi şeytan değilmiş” diyebilir. Ben bazen görüyorum, çok gereksiz korkular var. Mesela adam işinde fişlenmekten, memur olmamaktan korkuyor. Böyle küçük şeyler yüzünden bunları saklayacaksanız eğer, azıcık bir mücadeleye bile gelemiyorsanız o zaman insanların sizi ezmesini hak ediyorsunuz. 

Direne direne kazanacaksın, “ben buyum” diyeceksin! İnsanlar senin ne olduğunu bilecekler ve görecekler, örnek bir insan olacaksın. Böylece insanlar senin gibileri yavaş yavaş kabullenecekler…

Ateizm, tanrının varlığını reddederken aynı zamanda pozitif bilimlere ve felsefeye kendisini adayan insanları da temsil eder mi? Yoksa ateizm yalnızca tanrının yokluğunu mu ifade etmektedir?

Teizim dinlere mensupluk demek, ateizmin esas karşı olduğu dinlerdir. Dinlerin varlığını reddeder ama tabii ki deizmden farkı aynı zamanda tanrının varlığı kanıtlanana kadar yok kabul ederler.

Bir bilimsel hipotez ya da teoride bunların kesin kanıtına ihtiyaç vardır. Şu an ortada kanıt yok ve kanıt olana kadar da bu hipotez yok sayılır. Bunu neden söylüyorum: “Ateistler Tanrı kesinlikle yok der” denir ama bu doğru değil, sadece kanıtı olmadığı için ve bunun kanıtı da bulunması zor olduğu için yok olarak kabul ediyoruz. Daha da önemlisi böyle bir varlık varsa bile benim için çok bir şey fark etmez çünkü tanrısal varlıkların özellikleri insanlar tarafından yaratılmıştır. Bizden çok daha yüce bir tanrısal varlığın “bana tapmalarını istiyorum” ya da “cinselliklerini şu şekilde yaşasınlar” şeklinde sığ düşünmesi mantıksızdır. Bunlar tanrıya insanlar tarafından yakıştırılmış özelliklerdir.

Türkiye’de LGBTİ+ insan haklarının geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Şu an kötü gibi gözüküyor ama bizim gibi ülkelerde gelişmeler önce batıda yaşanıyor, bir süre sonra bize geliyor. 10-15 sene önce Türkiye’de lgbti bireyler bu kadar aktif değildi. Şu an aktif olmaya başladılar, gittikçe de hakları artacaktır. Toplumun gözündeki görüş yavaş yavaş yumuşayacak ve bu insanlara karşı ön yargı düzelecektir. Din bizi ne kadar baskılamaya çalışsa da, gerçek her zaman için baskıcıları yenmiştir.

İnsanlar adım adım ateistlerin, lgbti’lerin ve diğer azınlıkların varlığını kabullenecekler. Bu kişilerin aslında korkulduğu kadar kötü olmadıklarını fark edecekler. 

Son olarak, LGBTİ bireylere mesajınız?

Sadece lgbti değil, topluma kendisini kabul ettirmek isteyen bütün azınlıklara mesajım var. Kendi haklarınızı koruması gereken yine sizlersiniz, sizinle alakası olmayan bazı siyasi grupların sizin adınıza konuşmaya çalışmaları çözüm değil, çünkü herkes bazı şeyleri kullanarak kendisine prim yapmaya çalışıyor. Herkes kendi ekmeğinin derdinde. O yüzden her azınlık grup her şeyden önce kendi kendisine yardım edebilmeli.

Röportaj için teşekkürler, daha sonra tekrardan görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın…

Teşekkür ederiz.


Redaksiyon için Gazeteci Murat Fırat’a çok teşekkür ederiz.

Hakkında Burçin

Editör

Ayrıca Kontrol Et

Tuna Kiremitçi

Tuna Kiremitçi Röportajı

İnsanlığın Öldüğünü Duydum albümü ile müzik listelerinde hızla yükselişe geçen Tuna Kiremitçi hakkında merak edilenleri, …

Yorum yok

  1. Cinsiyetçi, ırkçı, azınlık düşmanı, faşist birinin lgbti.org ile röportaj yapması. Bu nedir yahu? Röportaj yaptığınız kişiyi tanımıyorsunuz sanırım. Yazıklar olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.