Bursa Hayatın Renkleri ve Özgürlük Derneği Başkanı Eylül Yağmur Saraçoğlu  tecavüze uğradığını yazdı.

Saraçoglu, yaşadığı travmayı yazarlığını  yaptiğı koyulaci.com’daki köşesinde itiraf etti

İşte Eylül Yağmur Saraçoğlu”nun  koyulaci.com’da yer alan o yazısı..

“Hani her şey çok güzel olacak diye bir yalan var ya; ben artık o yalana inanmıyorum. Şimdi anlatacaklarımı saklama taraftarı idim; ancak bencillik ettiğimi farkettim. Çünkü bu sadece benim değil bütün insanlığın meselesi…

Kolay bir yazı olmayacak benim için; yaşayan bilir ya yaşadıklarım hiç kolay değil. Aslında bir taraftanda artık hiç bir şey umrumda değil. Kim hangi gözle bakacaksa baksın. Kim nerede ne konuşacaksa konuşsun. Merak ediyorum ben hayatım boyunca seks işçiliğide yapmadım; bakalım şimdi ne bahane bulacaklar trans tecavüzünü aklamak için. Neyse zaten elalem ne der korkusuyla gelmedi mi korktuğumuz herşey başımıza?

09 Mayıs 2015, Cumartesi saat 23:00 sıralarında dernekle ilgili bir görüşmeden evime dönerken eski iş yerinden tanıdığım biri ve ilk kez o akşam gördüğüm biri ile birlikte bana tecavüz etmeye çalıştı. Daha önce hiç tanımadığım o kişi arabası ile önümü kesip beni aracına bindirdi. Ve önceden planlandığı belli ki beni biraz ileride ki boş bir araziye götürdü ve bana orada tecavüz etti. Sonra daha önce eski iş yerimden tanıdığım o kişi geldi. Bir süre onada direndim. Fazla sarhoş olacaktı ki direndiğim için amacına ulaşamadı. Beni orada araçtan indirip uzaklaştılar. Bir süre orada öylece oturdum. Ne hissettiğimi, canımın nasıl yandığını tarif etmem imkansız. Dünyanın bütün ağırlığı benim üzerimdeydi sanki. Biraz daha bıraksam kendimi o koyu karanlık koparacaktı beni hayattan. Sonra biraz kendimi toparlayıp kalktım. Bir kaç adımla olay yerinden biraz uzaklaşabildim ve tekrar oturdurup polisi aradım.

O gece, o bitmeyen gece. Ben hala o geceyi yaşıyorum. Kendimi neden toparlanmak zorunda hissedeyim ki? Hayatın acı gerçekliği değil mi bu? Toparlansam daha mı güzel olacak sanki herşey? Her acı o gece orada bitti mi? Bitmedi. Bitmeyecek. Eğer transeksüelsem bu ülkede daha çok şey var sırada. Yaşama dair en ufak bir isteğim kalmadı. Bazen zorluyorum kendimi gülmeye. İşte o zaman daha çok yanıyor insanın canı. Gece diyorum gece… Korkmuyorum artık… İçimde ölesi bir yangın var. Mutlu olmak denen o şeyi kaybettim ben artık.

Şimdi 16 Eylül’de ilk duruşması var bu olayın. Tecavüz duruşmaları katil ile öldürülenin birlikte katıldığı duruşmalardır. Yalan değil şimdi kim iddia edebilir ki yaşadığımı. Yaşamak değil bu, hayat değil. Biliyorum beni kimse anlamayacak. Benimdi yanan can. Olay evimin çok yakınlarında olmasına rağmen ben hala anneme bile söyleyemedim. Nasıl söylenir ki? Tecavüze uğranyanlar banada öğretir misiniz nasıl silinir o geceden kalanlar? İnancım yok ama yinede çok isterim böyle bir olayı kimse yaşamasın artık. Kimsenin hayatta iken çalınmasın yaşama hevesi. Çünkü gerçekten zoraki yaşamak çok zor!”