İnsanların en görülebilen özelliklerini dikkate alır ve onları bu özelliklerine göre kategorilere ayırırız. Kadın/erkek olmak da görülebilen özellikler listesinde en üst sırada yer aldığından, kadın veya erkek olarak gördüğümüz insanlarla ilgili belirli kalıplar geliştirmekteyiz. İşte bu noktada maalesef biyolojik cinsiyet (sex) ve toplumsal cinsiyet (gender) kavramları birbirlerine karıştırılmaktadır. Biyolojik cinsiyet (sex) insan bedeniyle ilişkili bir kavramdır. (Örneğin kadın, erkek) Bir insan doğduğu anda dış cinsel organlarına bakılarak biyolojik cinsiyeti belirlenir ve kadın ya da erkek olarak nitelendirilir. Diğer yandan, kadının/erkeğin toplumsal cinsiyeti (gender), kendi yönelimi doğrultusunda sahip olduğu cinsel kimliğidir. Oysa geleneksel bir bakış açısıyla bakıldığında, toplumsal cinsiyet kadın ve erkeğin belirlenmiş/kalıplaşmış kadınsı veya erkeksi roller ışığında belli davranışlar ve tercihler göstermesi gerekliliği olarak algılanmaktadır.

· Cinsel yönelim, bir kişinin diğer kişilere hissettiği duygusal, romantik veya cinsel cazibedir.

· Heteroseksüellik, kişinin karşı cinse karşı cinsel yönelim göstermesidir.

· Lezbiyen, bir kadına yönelim duyan kadına denirken, bir erkeğe yönelim duyan bir erkeğe Gey denmektedir.

· Her iki cinse yönelim duyan erkek veya kadına ise Biseksüel denir.

· Transgender ise Travesti ve Trans kişileri bir çatı altında toplayan bir kelimedir. Travesti, diğer biyolojik cinsiyetin toplumsal rol ve kalıplarını psikolojik olarak içselleştirmiş ve davranışlarını bu yönde geliştirmiş kadın veya erkeklerdir. Transeksüel ise diğer biyolojik cinsiyetin toplumsal rol ve kalıplarını psikolojik olarak içselleştirmenin yanı sıra, ameliyatla karşı cinsin bedeninin görünüşüne geçen kadın veya erkeklerdir.

· “Eşcinsel” kendi cinsiyetinden insanlara ilgi duyan insanları, hisleri ve duyguları ifade eden geniş anlamlı bir terimdir. Oysa Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks hem yaşam tarzını belirlemekte hem de dışlanmış olmalarından ötürü politik bir anlam da taşımaktadırlar. Lezbiyenlerin, Geylerin, Biseksüellerin, Transgender ve İnterseksüel kişilerin özgürleşme hareketinin hem ayrı ayrı ve hem de birlikte olduğu vurgusunu yapmak amacıyla yazının ilerleyen bölümlerinde kısaca LGBTİ diye isimlendirileceklerdir.

HOMOFOBİYE KARŞI İNİSİYATİF NEDEN YASANIN DEĞİŞMESİNİ İSTİYOR?

LGBTİ konusunda Kuzey Kıbrıs hala muhafazakar bir ülkedir. Ne yazık ki yasal durum da bunu desteklemektedir. Kıbrıs’ın İngiliz idaresi döneminde yürürlüğe geçmiş yasa ile eşcinsel ilişki yasaklanmıştır. İngiliz idaresinin ardından ne 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti çerçevesinde ne de KKTC yasaları hazırlanırken, cinsel içerikli suçları kapsayan sodomi(erkekler arası cinsel ilişki) yasaları yürürlükten kaldırılmamıştır.

İngiliz İdaresi döneminden bu yana halen yürürlükte bulunan Fasıl 154 Ceza Yasası, pek çok bakımdan güncelliğini ve uygulanabilirliğini yitirmiştir. Her geçen gün gelişen ve çağdaşlaşan hukuk anlayışı ve bilhassa insan hakları karşısında Ceza Yasası’nda tadilat yapmak kaçınılmaz olmuştur. Ülkemizde şu anda geçerli olan ceza yasasının eşcinsellikle ilgili maddeleri şöyledir:

Fasıl 154

Doğaya aykırı suçlar

Madde 171. Her kim –

(a) Doğa düzenine aykırı olarak herhangi bir kişi ile cinsi münasebette bulunur ; veya

(b) Doğa düzenine aykırı olarak bir erkeğin kendisi ila cinsi münasebette bulunmasına müsaade ederse ağır bir suç işlemiş olur ve beş yılı geçmiyen hapis cezası ile cezalandırılır.

Şiddet kullanarak doğaya aykırı suçlar.

Madde 172. Her kim, yukarıdaki 171. Maddede sözü edilen suçlardan birni şiddet kullanarak işşlerse ağır bir suç işlemiş olur ve on dört yılı geçmiyen hapis cezası ile cezalandırılır.

Teşebbüs

Madde 173. Her kim, 171. maddede sözü edi1en suçlardan birini işlemeye teşebbüs ederse, ağır bir suç işlemiş olur ve üç yılı geçmiyen hapis cezası ile cezalandırılır

Aynı yasaya sahip Güney Kıbrıs’ta, 2002 yılında yasalar tadil edilerek eşcinsel ilişkinin yaş sınırı 17’ye getirildi ve heteroseksüel ilişkiye girme yaşı ile eşitlendi. Bu kazanım Alecos Modinos isimli bir kişinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (CASE OF MODINOS v. CYPRUS ) Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karşı açtığı davayı kazanmasının ardından elde edildi. Bu dava sonrasında Kıbrıs Cumhuriyeti yasayı değişti. Böylece Kıbrıs’ın güney yarısında yaşayan eşcinseller yasal haklarına kavuşmuş oldular.

LGBTİ kişilerin özgürleşme çalışmalarının başlamasını imkansızlaştıran yürürlükte olan mevcut yasadır. Kıbrıslı Türklerin kapalı ve küçük bir toplum olmasının yanı sıra değişikliklere de kolaylıkla adapte olamamasından ötürü yasanın değişmesi eşcinsellerin vereceği mücadele için sadece bir zemin yaratacaktır. LGBTİ kişiler, kimliklerini özgürce yaşamalarının ilk adımı olarak ailelerine, arkadaşlarına açılma konusunda sıkıntı yaşamaktadırlar. Toplum yapısından dolayı ailelere açılmaları neredeyse imkansızdır. Ailelerden gelen baskılar eşcinsellerin aileden de destek görememesi, ev içerisinde de ayrı bir baskı unsuru yaratılmasına sebep olmaktadır.

Tüm bu sebeplerden dolayı çağ dışı ve halihazırda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde yargılanmış bu maddenin değişmesi çağdaş KKTC’de en temel insan hak ve özgürlükler için gereklidir.

Homofobiye Karşı İnsiyatif

14 Nisan 2009

Not: LGBT ifadesi LGBTİ olarak değiştirilmiştir