Eşcinsellere Özgürlük Hareketi, Batı’da, eşcinsellerin yurttaşlık haklarından eşit biçimde yararlanmalarını sağlamak amacıyla gelişen hareket. Yetişkinler arasında birbirinin rızasıyla girilen ilişkileri de kapsayan sodomi yasalarının kaldırılması, işe girme, kredi ve ev bulma, kamu hizmetlerinden yararlanma gibi konularla ve yaşamın öbür alanlarında eşcinsellere karşı ayrımcılığın sona erdirilmesi için çaba gösteren hareketin nihai amacı, eşcinselliğin bir yaşam biçimi olarak toplumda kabul görmesini sağlamaktır.

19. yüzyıl sonlarına değin eşcinsel haklarını savunan pek az “hareket” vardı. 1897’de eşcinseller Berlin’de Bilimsel Yardımlaşma Komitesi adlı bir birlik kurdular. Komite, eşcinsellere eşit haklar verilmesini savunan yayınlar yaptı ve toplantılar düzenledi. Almanya, Hollanda ve Avusturya’da yasaların değiştirilmesi için kampanya yürüten komitenin, 1922’de 25 dolayında şubesi vardı. Komitenin kurucusu Magnus Hirschfeld, 1921-35 arasında bir dizi uluslararası kongre düzenleyen Dünya Cinsel Reform Birliği’nin etkinliklerine de destek sağladı. Hitler’in 1933’te iktidara gelmesiyle birlikte Alman eşcinsel hareketi sona erdi.

Eşcinselllerin, hakları için eyleme geçtiği ilk ülkeler arasında İngiltere de vardı. 1914’te Edward Carpenter ve Havelock Ellis, propaganda ve eğitim amacıyla İngiliz Cinsel Psikoloji Araştırmaları Derneği’ni kurdular. 1966’da Amsterdam’da kurulan ve kısa zamanda eşcinsel eylemciliğin önemli merkezlerinden biri durumuna gelen Kültür ve Dinlenme Merkezi (COC) Avrupa’da hala etkinliğini sürdüren önemli eşcinsel örgütleri arasındadır.

ABD’de erkek eşcinsellerin ilk önemli örgütü, 1950-51 yıllarında Los Angeles’ta Henry Hay ve dört arkadaşı tarafından kurulan Mattachine Derneği’ydi. Daha sonra pek çok kentte şubeler açan dernek, adını ortaçağda, maskeli oyuncuların yer aldığı bir Fransız kumpanyası olan Mattachine Topluluğu’ndan alıyordu. Hay ve arkadaşları bu adı kullanarak eşcinsellerin toplum içinde eğilimlerini “maskelemek” zorunda kaldığını vurguluyorlardı. 1955’te San Francisco’da kurulan ve adını Pierre Louÿs’nin Yunan şair Sappho’yu çağrıştıran Chansons de Bilitis’inden (1894; Bilitis’in Şarkıları) alan Bilitis’in Kızları, ABD’nin ilk önemli lezbiyen örgütüdür.

Militan eşcinsel eylemciliğinin başlangıcı için kesin bir tarih verilebilir. 28 Haziran 1969’da, Greenwich Village’daki Christopher Sokağı’nda bulunan ve ve eşcinsellerin gittiği Stonewall Inn adlı bar, New York kenti polis ekiplerince basıldı. Barda bulunan 200 kadar eşcinsel, eskiden olduğu gibi durumu sessizce kabullenmek yerine, ellerine geçirdiklerini fırlatarak polise direndiler. Kırk beş dakika süren direniş, sonraki gecelerde yinelendi. Bu olayı çeşitli protesto toplantıları izledi. Eşcinsel özgürlüğünü savunan örgütlerin sayısı özellikle 1970 ve 80’lerde arttı. ABD’deki kentlerin yanısıra başka ülkelerdeki pek çok kentte de, her yıl haziran ayının sonlarında kutlanan Eşcinsel Gurur Haftası’nda “Stonewall” ya da “Christopher Sokağı” olayları anılır. Oscar Wilde’ın “adını söylemeye cesaret edemeyen aşk” olarak tanımladığı eşcinsellik, 20. yüzyılın sonlarına doğru açık biçimde dile getirilmeye başlamıştır.

Eşcinsel hareketlerin etkisi ve siyasal baskı uygulayabilme gücü ülkelere göre farklılık gösterir. Örneğin erkekliğin abartılı biçimde vurgulandığı toplumlarda erkek eşcinselliğine yönelik baskı ve engellemler daha yoğun olduğundan, bu hareketler cılız kalmakta ya da hiç ortaya çıkmamaktadır. Toplumsal ortamın farklı yaşam biçimlerinin bir arada gelişmesine elverişli olduğu, bireyler üzerinde merkezi denetimin zayıfladığı toplumlarda ise eşcinsel hareketi belli bir güce erişmiş ve çeşitli kazanımlar sağlamıştır. Örneğin ABD’nin Illinois eyaleti 1961’de, yetişkinler arasında birbirinin rızasıyla girilen eşcinsel ilişkileri yasaklayan yasaları kaldırmış ve onu bazı başka eyaletler izlemiştir. İngilter’de de benzer bir yasa 1967’de kaldırılmıştır. Eşcinsellerin işe alınması konusunda ise, özellikle öğretmenlik ya da dışişleri gibi “duyarlı” alanlarda eşcinsellerin kötü örnek olacakları ya da kendilerine şantaj yapılabileceği gibi gerekçeler öne sürüldüğü için, ayrımcı uygulamaların kaldırılması yönünde fazla bir ilerleme sağlanamamıştır. Avrupa ülkelerinin bazılarında yasalarda eşcinsellikten söz edilmez ya da eşcinsellik suç kapsamına alınmaz. bununla birlikte yazılı yasalar ile fiili yasal durum arasında çelişkiler görülmektedir. Ayrıca Norveç’te eşcinsellere karşı cinsel ayrımcılığı yasaklayan bir yasa çıkarılmıştır.

© Encyclopædia Britannica, Inc.

Türkiye’de eşcinseller 1980’lerde eşitlik istekleriyle örgütlenmeye başlamıştır.

 

eshcinsel.net – 2001