Wattpad’de en çok okunan bazı gay hikayeleri…

Önemli not: hikayeler erotik bölümler içerebilir.

Yamalı Kalpler

“Seni sevmek canımı yakıyor ama yine de seviyorum.Öyle çok seviyorum ki içimde kendime bile yer kalmadı lan!”
Durdu.Mert’in dolu dolu olmuş gözlerine,yüzündeki buruk gülümsemeye,seğiren çenesine baktı.Yine de anlamadı.Gözlerinden anlamadığı ve afalladığı belli oluyordu.İnsan bir şeye inanmak istemediğinde ya da o şeyin olmasına ihttimal vermediğinde gözüne de soksan gerçekleri yine anlamaz yine anlamazdı.
“Bende seni seviyorum karde-”
“Öyle değil!”diye bağırdı Mert.Ağlamak üzereydi.Pişmanlık yavaş yavaş bedenini ele geçirdiğinden elini çabuk tutmalıydı.Yoksa birazdan hala kendinde olan benliği herşeyi şakaya vuracaktı.
“Nasılmış?”dedi Kerem Mert’in şapşallığına gülümseyerek.Sevildiğini duymak her zaman iyi hissettiriyordu.
Mert Kerem’i yakasından tutup kendine çekti.Madem herşeyin miladı bugün doluyordu.Bari gitmeden üç yılın karşılığı olarak istediği gibi bir hatıra almalıydı.
Avuç içlerini sevdiği adamın yanaklarına dayayıp,şaşkınlıkla kırpılıp duran gözlere baktı bir kez ve dudaklarıyla hasret olduğu dudakları örttü.Sanki bütün hissettiği duyguları o dudaklardan yüreğine geçirebillirmiş gibi aşkla öptü.Şehvet yoktu o öpüşte.Biraz arzu,biraz özlem,biraz pişmanlık çokça aşk.
Kerem’in afallayan yüzünü titreşen kirpiklerinin arasından görüyordu.Afallayışının yavaş yavaş farkındalığa dönüştüğünü gördüğünde kendini çekti.Islanmış kirpikleri,titreyen çenesiyle baktı yüzüne.
“Bö-böyle seviyorum işte.”dedi hızla ayaklanıp ,balkonun kapısından kaçar gibi çıkmadan önce…

Aşk Mı Bulmaca Mı?

Asosyal ve neredeyse dahi sayılabilecek düzeyde bir zekaya sahip Andrew bir gece okulda dolaşırken görmemesi gereken bir şey görür. Üç çocuk ve yerde kanlar içinde yatan bir kız. Korkar ve haklı olarak panik yapar. Ve istemese de çöp kutusuna takılıp düşer. İşte asıl ondan sonra olanlar olur. Üç kapşonlu çocuk aynı anda ona döner ve bu onların yaptığı en büyük hatadır. Çünkü Andrew yüzlerini görmese bile onların kim olduğunu anlamıştır. Fakat Andrew için asıl sorun aşık olduğu adamında onların arasında olmasıdır. Ve o sırada Andrew tek bir şey düşünür.

“Neden?…”

Ve emin olun Andrew bu soruyu yanıtlamak konusunda bayağı ısrarcı. Fakat bu konuda ne yapabilir ki? Aşk mı bulmaca mı? İşte bütün sorun bu…

Hayatımın Hikayesi

Ada,Doruk ve Okan…
Farklı dünyalara ait,farklı kişiliklere sahip üç genç…
Hayattaki amaçları,istekleri, yaşayışları kısacası her şeyleri farklı olan bu üç genç de kendi kalesini savunmaya sonuna kadar kararlıdır.
Ada, Okan ve Doruk arasında kalıp duygularıyla boğuşurken; Okan da Doruk’a duyduğu dayanılmaz nefretin nedenini anlamaya çalışmaktadır.
Doruk ise Okan’ın hayatını alt üst edip ondan intikamını almaya yemin etmiştir fakat ne zaman kaybeden tarafa geçtiğini de fark edememiştir…
Gerçekten aşık mı olmuşlardır?
Aşk böyle bir şey midir?
İnsan neden hep kendisini istemeyeni ister?
İnsan neden hep imkansızı seçer?
Bu hayatın bir kuralı mıdır?
İşte size hayatın hikayesi…

Şimdi Benimsin

Gözlerimi gözlerine hapsetmiştim, geri alamıyordum. Saçları deniz kokuyordu ve ben adım adım okyanusa doğru boğuluyordum. Önce kalp atışlarım hızlanıyor, ardından hissettiğim nefreti anımsıyordum, yine de an ve an ona daha da yaklaşıyordum. ”Senden nefret ediyorum!” diye bağırdım tüm gücümü kullanarak, o ise hala yerinde oturmuş elindeki içkiyi bırakmamaya kararlı gibi görünüyordu, ”Neden Erez neden? Hayatıma neden girdin piç kurusu, bana bak! Görmüyor musun, ne hale geldiğimi görmüyor musun!” Son derece sakin yüz hatları gerilmişti, ancak kısa sürede toparlanarak omuzlarını silkti ve umursamazsa dudaklarını araladı. ”Kötü görünüyorsun Akın, arkadaşlarının yanına dönsen iyi olacak.” ”S-sen psikopatın tekisin, ezik ucube, kimsin lan sen? Üvey kardeşim mi düşmanım mı koruyucum mu, nesin sen!” Cevap vermedi. ”Senden nefret ediyorum!”diye tekrarladım, yeşile dönmüş gözlerini bana çevirdi ve o an gözlerimden süzülen yaşları fark edebildim, bu göz yaşları bana ait olamazdı, bu. ben. olamazdım. ”Bende,” dedi yumuşak bir ses tonuyla ve elini saçlarımda gezdirdi, her yanım titriyordu. ”Bende senden çok nefret ediyorum.” Ve daha duyduklarımı hazmedemeden gitmişti, yine…

Gizli Saklı

Bende ona yardım edecekken Ateș’in sert sesi beni olduğum yerde kalmama neden oldu.
“Ne yapıyorsun!”
“Șey… yar- yardım edecektim de.”
Başını sağa sola çevirerek tehlikeli bulduğum bakışlarından birini attı. Dudakları iki yana kıvrılmıştı ve neden bilmiyorum bu ifadesinden acayip korkuyordum.
“Artık bu evde yaşayan birisin sen. Hizmetçilerin yapacağı işi yapmana gerek yok.”
Cümlesine anlam veremezken annem yanıma gelerek elimi tuttu.
“Hep hayal ettiğin gibi havuzlu bir evde yaşayacaksın oğlum. Ateş abine teşekkür et hadi.”
Hala yüzünde ki keskin gülümsemeyi koruyan adama baktım.
Ona teşekkür edecektim…
Ama nasıl olacağını henüz kimse bilmiyordu…
Ben dahil…

Benim Hetero Sevgilim

Kader kelimesine hayatımın hiçbir zaman diliminde inanmamıştım insanlar bir tercih yapar ve yaptıkları tercihin sonucunda ya ödüllendirilirlerdi ya da cezalandırılırlardı. Peki neden ben hep cezalandırılan taraftayım tanrım? Neden aldığım her kararı uygulamayı geçirdiğim de önüme engeller yıkarsın. Şimdi arkama dönüp baktığımda bana en çok neye inanırsın deseler “kadere” derim. Biz tercihlerimiz arasında gel git yaşarken hikayemiz çoktan yazılmış oluyor. Bunu yolun sonuna gelince fark ediyorsun. Geç oluyor..acı oluyor.