Her kısa saçlı kadın lezbiyen ya da maskülen/butch değildir​. Toplumumuzda ve LGBTİ+ bireyleri arasında genel bir olgu var. Toplum için saçı kısa olan, davranışları biraz sert olan kişilerin çoğunu tomboy (erkek Fatma), lezbiyen ilan etme durumu mevcuttur. Bunu çocukluğumuzdan itibaren çevremizde çok görmüşüzdür. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki kişinin cinsel kimliği ile yönelimi aynı şey değildir. Yani erkek gibi davranan bir kadın lezbiyen olmak zorunda değildir. Tomboy tarzında olup heteroseksuel olan kadın örnekleri mevcuttur dünyada. Femme/ Butch ayrımlarına ülkemizde uzun saçlı olup makyaj yapana kadınsı, kısa saçlı olup da erkeksi giyene butch gözüyle bakılmakta. 

Lezbiyen kendi cinsinden yani kendisi gibi kadınlardan hoşlanan kişidir. Bu bağlamda erkeksi (butch) olsa bile bu kişi bir kadındır. Aksi durum mevcut ise kimliğini transgender şemsiyesi altında değerlendirmek gereklidir. Transgender genel bir tanımdır kendi içerisinde kollara ayrılır. Binary ve nonbinary olarak. Bunun bilincinde olmadığı için birçok kişi kendini kadın görmediği halde butch olarak tanımlamakta. Tam olarak sabit bir kimliği, sürece girme isteği olmayınca trans demeyi doğru bulmuyor kişiler ya da toplumsal baskılardan kaynaklı bir çekince, korku oluşuyor bu sözcüklere karşı. Lezbiyenliğin ise belirli bir kalıbı yoktur. Kişinin görüntü, giyim ve davranışı onun kendisi ile alakalıdır. “Giysilerin cinsiyeti yoktur!” en sevdiğim slogandır. Bu yüzden erkek/ kadın giysisi olarak ayrım yapmak hoşuma gitmiyor. Ama rahatça anlatabilmek için bu ayrımı yapacağım. Ağırlık olarak erkek giysileri giyen, erkeksi davranan bir biyolojik kadının kimliği illa ki erkek olmak durumunda değildir. Bu şekilde erkeksi bir imajı olan, saçları kısa olan, tomboy giyim imajında olan bir kadın butch ya da (aktif) erkeksi bir birey olmak zorunda değildir.  Aynı şekilde uzun saçlı her kadın femme (pasif) değildir. Lgbti+ bireylerininse yaptığı en büyük hatalardan biri aktif ve pasif kavramını yönelim sanmak. Aslında heteroseksist bir ayrım olan bu pasif / aktif olayı insanların kendini kısıtlamasıdır. Günümüzde kendi içimizde en çok tartışmaya yol açan konu zaten aktif/pasif ayrımıdır. Kişilerin kendini bir role sokmaya çalışması, ilişkilerinde ise bu ayrımlara göre kurallar koyması cinsiyetçi bir kısıtlamadan ibarettir. Ben aktifim ve sevgilim de pasif olacak demek kendini ve karşındakini sınırlamaktır. Elbet herkesin bir enerjisi ve hissettiği şeyler vardır. Ama ilişkilerimizde asıl olan bir gerçek vardır ki o da sevgi, karşıdaki kişiye duyulan hisler. Bunlar için bu ikili ayrımlara girmemize gerek yoktur. Eğer ki “love is love” ise bu tarz ayrımlarla sevgi oluşamaz. Umarım açıklayıcı şekilde yazabilmişimdir. Daha özgür, etiketlere ihtiya duymayacağımız bir dünya umudu ile. Esen kalın…

Sirius Elçin